HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2016 tarihli ve 2015/204 Esas, 2016/447 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5 kez 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; müdafi huzurunda ifade vermek ve bilirkişi raporuna karşı savunma yapmak için süre talep etmesine rağmen, bu taleplerinin reddedilmesi ve suça konu belgelerin aldatma kabiliyetinin bulunduğuna dair inceleme yaptırılmaması nedenleriyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Hakkında yakalama kararı bulunan sanığın olay tarihinde kolluk görevlilerince yakalandığı, sanığın yapılan üst aramasında ele geçirilen, başkalarının kimlik bilgileriyle düzenlenmiş ancak üzerlerinde kendi fotoğrafları bulunan suça konu 3 adet nüfus cüzdanının ve 2 adet sürücü belgesinin sahte olduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu kabul edilerek sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.
1. Sanığın, 08.07.2015 tarihli duruşmada müdafi talebinin olmadığını ve savunmasının bizzat kendisinin yapacağını belirtmesi, 25.05.2016 tarihli duruşmada ise bilirkişi beyanına karşı diyecekleri sorulmasına rağmen herhangi bir süre talep etmemesi, suça konu belgelerin tamamen sahte olduğuna dair ...Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporu ile mahkemece karar duruşmasına suça konu belgelerin getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması karşısında, sanığın diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak,
Suça konu belgelerin sanığın yakalanmasına müteakip yapılan üst aramasında ele geçirilmiş olması ve farklı zamanlarda düzenlendiklerine dair dosya kapsamında delil bulunmaması karşısında, sanık hakkında tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği ve birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun aynı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında her bir suça konu belge yönünden ayrı ayrı olacak şekilde 5 kez mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Kabule göre de;
a) 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık hakkında; tekerrüre esas alınan ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla,; bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiği,
Nedenleriyle, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.05.2016 tarihli ve 2015/204 Esas, 2016/447 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.