Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Suç tarihinde devriye görevini ifa eden güvenlik güçleri tarafından, sanığa ait olan ancak ....... Ltd. Şti. adına kayıtlı bulunan otobüsün açık duran bagajında, 4 adet bidon içerisinde toplam 240 litre, marker seviyesi geçersiz, akaryakıt olduğu görülmüş olup sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ile analiz raporunun dosya arasında bulunduğu, akaryakıtın gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre
"pek hafif değer" aralığında olduğu görülmüştür.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanık ... kaçak eşya konusunda arama yapılmasına dayanarak teşkil eden mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi, gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet Savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu ve bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği nazara alındığında, suça konu eşyayı satacağı yönünde ikrar da bulunmayan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında mahkemenin farklı gerekçeyle verdiği beraat kararının netice itibarıyla doğru olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Dava konusu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde gümrük idaresine teslimine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hükümden eşya müsaderesine ilişkin bölümün tamamen çıkarılarak yerine "Dava konusu kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine" ibraresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

11.03.2024 tarihinde karar verildi.

(Karşı Düşünce)

Olay tarihinde suça sürüklenen çocuğun yolcu olarak bulunduğu takside yapılan kontrolde kolluk görevlilerinin mesleki bilgi ve tecrübelerine göre kaçak arka koltuk ile ön koltuk arasında ve aracın bagajında 4350 paket kaçak sigara yakaladıkları fiili suçüstü hükümleri olduğunun kabulü ile sanığa verilen mahkûmiyet kararının onanması gerekir iken suçüstü hali hükümlerine göre arama kararına ihtiyaç olmamasına rağmen; sayın çoğunlukça gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş arama kararı bulunmadığı gibi, Cumhuriyet savcısına ulaşılmaması durumunda kolluk amirince de yazılmış arama kararı olmadığından ele geçen suç eşyasının yasak delil

olarak kabulüyle bozma kararı ihdas edilmiştir.

Yasak delil CMK 148 inci madde de düzenlenmiş olup, sanığa kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir ve tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel ve ruhsal müdahale ile Kanuna aykırı vaat olarak sayılmıştır. Aynı maddenin 3 üncü fıkrasında yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez, 4 üncü fıkrasında müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz hususları yer almaktadır. Ele geçirilen suç eşyaları yukarıda açıklanan yasak delil kriterine uymadığı halde yasak delil olarak kabulü mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle onama kararı gerektiği düşüncesiyle, bozma ilamı kuran sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.