İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2017 tarihli ve 2017/206 Esas, 2017/440 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (6). Ceza Dairesi'nin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın eylemi kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlenen hakaret suçunun 7188 sayılı Kanun'un düzenlemesi ile temyize tabi hale geldiğine ve suçun sübut bulduğuna yöneliktir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, hastanede depo sorumlusu olan katılana yönelik aralarında depoda bulunan bir ürünün fotoğrafını çekme nedeniyle başlayan tartışmada hakaret ettiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkûmiyet kararı kaldırılarak, "Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarının aksine, katılanların soyut anlatımları dışında delil elde edilememesi, tanık olarak dinlenen sanığın oğlu A.E.'nin savunmayı teyid etmesi ve olayın başlangıcında olay ortamında bulunmayıp sonradan olay yerine geldiği anlaşılan katılanların mesai arkadaşı olan tanık U.K.'nın da katılanların anlatımlarını teyit etmemesi" gerekçesi ile sanığın suçu işlediği sabit olmadığından beraat kararı verilmiştir.
Katılanın kamu görevlisi olması ve bu suçun 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle temyize tabi hale gelmesi nedeniyle Tebliğname'deki temyiz isteminin reddi yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, dosya kapsamında sanık savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (6). Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.