Beraat, müsadere
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
Devriye görevini ifa eden güvenlik güçleri tarafından, sanığa ait tütün ve tütün ürünlerinin satışının yapıldığı iş yerinde sigara içildiğinin görülmesi sebebiyle, iş yerine kontrol amacıyla girildiğinde yerde sigara izmaritleri, içilmek üzere hazırlanmış nargile ve küçük tüpte yakılan nargile kömürlerinin olduğunun görülmesi üzerine, Altınözü Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gecikmesinde sakınca olan hâl kapsamında verilen arama kararına dayalı olarak yapılan aramada, toplam 64 adet nargile tütünü ile 14 paket 250 gramlık çay ele geçirilmiş ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası
açılmıştır.
Ele geçirilen nargile tütünleri ve çaylar hakkında düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının dosya arasına alındığı, eşyaların gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu görülmüştür.
Nargile tütünlerine ilişkin düzenlenen ekspertiz raporunda, tütünlerin yasal yollardan ithal edilmediği, üzerilerinde İngilizce yazıların olduğu ve bandrolsüz oldukları bildirilmiştir.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, bahse konu iş yerinin kendisine ait olduğunu, ele geçen ürünleri ise Antakya Halep Çarşısından satın aldığını, faturalarının olmadığını, kaçak olduklarını bilmediğini beyan etmiştir.
Her ne kadar mahkemece usulüne uygun bir arama kararı ve arama işlemi olmadığından sanığın beraatine karar verilmişse de, devriye görevini ifa eden güvenlik güçleri tarafından sanığa ait iş yerine kontrol amacıyla girildiğinde içeride sigara içildiğinin, hazırlanmış halde nargile ve nargile kömürlerinin bulunduğunun görülmesi üzerine Cumhuriyet savcılığından alınan arama kararının gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında, usûlüne göre alınmış bir arama kararı olduğunun kabulü gerekeceği, sanığın bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmadığı, arama sonucunda ele geçen eşyaların kendisine ait olduğuna ve iş yerinden ele geçirildiğine ilişkin ikrarının mevcut olduğu, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 Esas numaralı (Jakop Gabriel) bireysel başvuru kararında belirtildiği üzere; her ne kadar o yer ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişi hazır bulundurulmadan arama yapılması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de; sanığın ikrarının bulunması ve arama işleminin icrasına yönelik bir itirazının bulunmaması karşısında; usûle ilişkin bu eksikliğin, arama işleminin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği, usûlüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmalarının ve mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edememelerinin kabul edilemeyeceği gözetilerek; sanığın üzerine atılı suçtan mahkûmiyeti gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.