SAYISI: 2019/465 E., 2019/1099 K.
İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanığın duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca REDDİNE
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.12.2018 tarihli ve 2017/368 Esas, 2018/412 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2019/465 Esas, 2019/1099 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.12.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık temyiz dilekçesinde özetle;
-Kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine,
-Dijital verilerin ne şekilde oluşturulduğunun bilinmediğine,
-Duruşmada okunmayan ve tartışılmayan delillerin hükme esas alındığına,
-Savunma hakkının kısıtlandığına,
-Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı dilekçesinde özetle;
-Zorunlu müdafi bulunmadan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğuna,
-Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "Emniyet Mahrem İmam Soruşturması" olarak da bilinen, 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında elde edilen dijital veriler içerisinde yer alan bilgi fişine ait Veri İnceleme Raporu ile tanıkların beyanları, ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık ...'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde, örgütünün mahrem yapılanmalarından olan emniyet yapılanmasında kendisinden sorumlu mahrem imamlara bağlı olarak örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve üzerine atılı "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
A. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan, kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi uyarınca da resen müdafi görevlendirilmeyen sanığa, Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasına netice verecek biçimde müdafi hazır bulundurulmaksızın mahkûmiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 197 nci maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerine muhalefet edilmesi,
B.Sanığın kullanmış olduğu farklı bir hat bulunup bulunmadığına ilişkin kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili bankalara yazı yazılarak sanığın bildirmiş olduğu hatların tespitinin sağlanması, ByLock tespit edilemeyen hat dışında başka bir hat kullandığının anlaşılması halinde ilgili birimlerden söz konusu hatlarda ByLock kullanımına ilişkin gerekli inceleme yapılarak, ByLock kullandığının tespiti halinde ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının ilgili birimlerden talep edilmesi, ayrıca UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılması, dosyada bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporunda sanığın "EA" olarak derecelendirildiği anlaşılmakla bahse konu raporda zümre başkanı/ öğretmen "..." olarak kayıtlı olduğu anlaşılmakla bu kişinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilerek şahsın ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin dosyaya getirtilmesinin sağlanması, elde edilen tüm bilgi ve belgelerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
C.Kabul ve uygulamaya göre;
Suç tarihinin temadinin kesildiği iddianame tarihi olan “24.11.2017” tarihi yerine gerekçeli karar başlığında “18.11.2016” olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde ''A'',''B'' ve ''C'' bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2019/465 Esas, 2019/1099 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.