Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın idaresindeki, davalı şirket adına kayıtlı ve diğer davalı ... şirketine sigortalı aracı ile motosikletiyle seyir halindeki müvekkillerinin oğluna çarptığını, davalı tarafın kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada müvekkillerinin oğlunun 30.09.2014 tarihinde hastanede hayatını kaybettiğini belirterek oğullarını kaybeden müvekkilleri ... için 5.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen 2020/591 Esas sayılı dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu kaza nedeniyle müvekkili ... için 37.053,64 TL, müvekkili ... için 42.484,61 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacılar için 100.000,00'er TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; kazaya karıştığı belirtilen aracın müvekkili şirkete 18.12.2013-18.12.2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 268.000,00 TL olduğunu, trafik sigortacısı şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, söz konusu kazaya ilişkin şirkete yapılmış bir başvuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin meydana gelen kazanın oluşumunda herhangi bir kusurları bulunmadığından ve müteveffanın tam kusurlu olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK'dan alınan rapora göre davacılar desteğinin %50, davalı sürücü ...'in %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek asıl davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacı ...'in için 15.000,00 TL maddi tazminatın, davacı ...'in için 3.104,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen 2020/591 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 37.053,64 TL, davacı ... için 42.484,61 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 16.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile... Orman Ürünleri İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Ticaret ve Sanayi Limited Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kusur oranlarını kabul etmediklerini, kök aktüer raporunun karara esas alınması gerektiğini ve hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kusur oranlarının doğru olduğu, desteğin gelirine ilişkin belge sunulmadığı manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, ilk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığının anlaşıldığı ve delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepleri tekrarlayarak kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, davacıların desteğinin sürücüsü olduğu motosikletle karışığı çift taraflı trafik kazası sonucunda desteğin vefat etmesi nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 281,341,357,370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'nin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

Dava ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalı ...'ın idaresindeki, davalı şirket adına kayıtlı ve diğer davalı ... şirketine sigortalı aracın motosikletiyle seyir halinde olan müvekkillerin oğluna çarptığını, davalı tarafın kusurlu olduğunu meydana gelen kazada müvekkillerinin oğlunun 30.09.2014 tarihinde hastanede hayatını kaybettiğini belirterek müvekkilleri ... için 5.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar vermesini talep etmiştir, daha sonra birleşen 2020/591 E. sayılı dosyada destekten yoksun kalma tazminatını davacı ... için 37.053,00 TL, Hanife için 42.484,00 TL daha artıırmış, ayrıca davacıların her biri için 100.000,00'er TL'den toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Kural olarak manevi tazminat, duyulan ve duyulacak elem ve acıya karşılık olarak takdir edilen bir dava ya da edimdir. Manevi tazminat talebinde bulunan kişiler, ölümden son derece üzüntü ve elem duyan kişilerdir. TBK 55/son maddesine göre bir insanın ölümüne neden olan olaylarda yargıç özel hal ve şartları değerlendirerek, öldürülene yakından bağlı olan kimselere uygun bir miktar manevi tazminat verilmesini kararlaştırmalıdır.
Somut olayda istekte bulunanların sosyal ve ekonomik durumları, aile şartları ile hüküm altına alınan maddi tazminatın yetersizliği, istek sahiplerinin duyduğu elem ve acının derecesi, manevi tazminatın caydırıcılığı dikkate alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır. Daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.