SAYISI: 2019/1673 E., 2020/1061 K.
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2019/88 Esas, 2019/413 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi, 62 inci maddesi, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 19.11.2020 tarihli ve 2019/1673 Esas, 2020/1061 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
2.Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,
3.Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna,
4.Mahkemenin kabulünde yer alan sosyal medya hesap ismi ile sanığın yıllar önce hacklenen sosyal medya kullanıcı adının farklı olduğuna,
5.Sanığa ait olan, yıllar önce hacklenen sosyal medya hesabından yapmış olduğu ve haberlere çıkan paylaşımda da, kullanıcı adının "tek e harfi " ile bittiğinin açıkça ortaya koyulduğuna,
6.Dosyada yer alan araştırma raporunda geçen GSM numarasının da sanık adına kayıtlı olmadığına, mahkemenin karara dayanak yaptığı tek gerekçesinin, sanığın savcılık aşamasında avukatı bulunmadan, kendisine gösterilen birçok hesaptan farketmeyerek 1 adet fazla "e" harfininin bulunduğu Josee isimli hesabın kendisine ait olduğunu belirtmesi olduğuna,
7.Dosyada yer alan lehe delillerin, belge ve savunmaların dikkate alınmadığına,
8.Savunma hakkının kısıtlandığına,
9.Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,
10.Sanığın sabıka kaydının bulunmamasına rağmen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine,
11.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütü propagandası yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 19.11.2020 tarihli ve 2019/1673 Esas, 2020/1061 sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.