Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibin usulsüz tebligat ile kesinleştiğini, takibe konu senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ev hanımı olduğunu ve hiç bir suretle 500.000,00 TL gibi yüksek meblağlı bir senedi imzalamasının söz konusu olamayacağını, davalı yan ile müvekkilinin hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, takibe konu senedin müvekkili açısından kambiyo vasfı taşımadığına karar verilmesi ve Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün 2015/10058 Esas dosyasında takibin tedbiren durdurulmasına akabinde takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Sarteks firması borçlusu Mullayim Bingül borcuna karşılık eşi ...'ün kefil olarak yer aldığını, 15.05.2015 vadeli 500.000,00 TL tutarlı bononun müvekkiline verildiğini, bonoya dayalı alacak sebebiyle takibe geçildiğini, tebligatın usule uygun olduğunu ve takibin kesinleşiğini, evrakta sahtecilik suçundan başlatılan ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, huzurdaki davanın davacının eşi olan Mullayim Bingül'e ihbar edilmesini, usul ve esas itibariyle haksız davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı, taraflar arasında temel bir ilişkinin bulunmadığı, sahtelik iddiasının mutlak def'i olup herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesi ile davacının davalıya borcu bulunmadığı, davacının icra takibine konu edilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin borçlu-davacı yönünden iptaline, sahte imzalı bonoyu icra takibine koyan davalı-alacaklının lehtar olması, bu sebeple bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda bulunması sebebiyle takibe girişmekte haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan davalı-alacaklı aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) 72/5 nci maddesi uyarınca alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerin tam olarak toplanmadığını, eksik inceleme yapıldığın, ceza davası sonucunun beklenilmediğini, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin dikkate alınmadığını, kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, icra takibine konu edilen senet sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
2004 sayılı Kanun 72 nci madde.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Avalist aleyhinde takip başlatan alacaklının yapılan yargılama sonucunda haksız olduğu anlaşılmış ise de avalistin aynı zamanda bonoyu düzenleyen keşidecinin eşi olduğu da gözetilerek davalının, imzanın davacıya ait olmadığını bile bile kötüniyetli olarak takip başlattığı ispatlanamamaktadır. Bu nedenle, ayrıca aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan sebeple
1.Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmamaktayım.