Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili,davacının, davalı şirkete ait Özel ... Hafif Düzeyde ... Engelliler İlkokulunda 11.11.2010 tarihinde işe başladığını ve iş akdinin işveren tarafından feshedildiği 05.08.2013 tarihine kadar fizyoterapist olarak çalıştığını, birkaç ay önce davalı işverenin davacıdan tarihsiz istifa dilekçesi vermesini istediğini, işveren tarafından istenen istifa karşılığında herhangi bir ücret verilmeyeceğinin belirtildiğini ve bu istifanın şirketin nitelik değiştireceğinden gerekli olacağının söylendiğini, ayrıca davacıdan Sezgi Cem Rehabilitasyon Müdürlüğüne hitaben ‘kurumunuzda fizyoterapist olarak göreve başlamak istiyorum’ şeklinde yeni bir dilekçe istendiğini, işyerinden istifa etmenin sonuçlarını çok iyi bilen davacının böyle bir istifa dilekçesi vermek istemediğini, ancak işverenin bunun zorunlu olduğu herhangi bir hak kaybının olmadığı yönünde ısrarcı davranışları ve istifa dilekçesi vermeyenlere manevi baskı uygulaması karşısında işverene tarihsiz olarak talep edilen istifa dilekçesini 2013/Haziran ayı içinde vermek zorunda kaldığını, ancak davacıya istifa dilekçesinden dolayı hiçbir ödeme yapılmadığını, aradan yaklaşık olarak 1,5 ay geçmesine rağmen kurumda herhangi bir değişiklik olmaması nedeniyle tedirgin olan davacının kendisinden tarihsiz olarak iradesi dışında alınan ve herhangi bir zamanda işleme konması mümkün olan istifa dilekçesini başta okul müdürü olmak üzere tüm görevlilerden geri istediğini, kurumdaki yetkililerin kendilerinin bu konuda yetkilerinin olmadığını belirterek patron ... ... ile görüşmesi gerektiğini söylediklerini, davacının tüm çabalarına rağmen kendisiyle görüşmek için randevu vermeyen ve telefonlarına çıkmayan patron ... ...’nin bu davranışı karşısında kandırıldığını ve tüm tazminat haklarından mahrum kalacağını düşünen davacının kurum sekreterinden dilekçesinin nerede olduğunu sorduğunu ve sekreterin masasının üzerindeki klasörün içinden kendisine ait olan ancak kendisinden bir sürü farklı bahaneler ile kandırılarak alınan tarihsiz istifa dilekçesini aldığını, bu olaydan 3-4 gün kadar sonra davalı işveren tarafından ... 6.Noterliği’nin 05.08.2013 tarih ve 22284 no’lu ihtarnamesinin gönderildiğini ve davacının iş akdinin İş Kanunu 25.maddesinin II.fıkrasının (e) bendi gereğince bildirim süresini beklemeksizin feshedilebileceği hükmü gereğince feshedildiğini, ayrıca ... Cumhuriyet Başsavcılığına da kendi istifa dilekçesini çaldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, bu konu ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının davacı hakkında takipsizlik kararı verdiğini iddia ederek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkını saklı tutarak kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacağının, iş akdinin feshedildiği 05.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 11.11.2010 tarihinden 05.08.2013 tarihine kadar davalı şirkette fizyoterapist olarak çalıştığını, davalı şirket ile davacı arasındaki iş akdinin davacının eylem ve davranışları sonucunda ... 6.Noterliğinin 05.08.2013 tarih ve 22284 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, davalı şirketin davacıya iş akdinin feshedildiğini bildiren noter ihtarnamesinde de belirttiği üzere 20.03.2012 tarih ve 28329 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ... Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin kurumların dönüşümüne ilişkin 15.maddesi gereği okul kısmının kapatılarak özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmesi çalışmaları doğrultusunda yine aynı yönetmeliğin 5.maddesi (ğ) bendi gereği çalışan öğretmen ve personelin istifalarının atılıp maddede nitelikleri belirtilen gerekli tüm personele ilişkin izin tekliflerinin yapılacağına dair kurucunun yazılı beyanı gibi işlemlerin tamamlanması amacıyla tüm personele bilgi verilerek diğer personeller gibi davacıdan da istifa dilekçesi alındığını, davalı şirketin bu dilekçeleri alırken asla kötü niyetli olarak almadığını, yasal zorunluluk sonucunda almak zorunda kaldığını, diğer personellerden ve davacıdan alınan istifa dilekçeleri ve dönüşüm için hazırlanan tüm evrakların işlemlerin tamamlanması için kurum sekreteri ... tarafından dosyalanmaları için kendisine teslim edildiğini, kurum sekreteri...’ın daha sonra yapmış olduğu çalışmalarda davacıya ve ... adlı personele ait istifa dilekçelerinin dosyada olmadığını fark ettiğini, personeli aradığında istifa dilekçelerini kendilerinin dosyadan aldığını söylediğini, bu konu ile ilgili 01.08.2013 tarihinde tutanak tutulduğunu, yetkisi ve görevi olmadığı halde kurum sekreteryasına gizlice girmek suretiyle dosyaların karıştırılması hatta o dosyalardan evrak alınmış olmasının davalı şirket ile davacı arasındaki iş ilişkisini sürdürülemez hale getirdiğini, davacının kendi isteği ile ve ne sebeple alındığını bilerek vermiş olduğu istifa dilekçesini bu şekilde gizlice kurum sekreteryasına girmek suretiyle dosyasından almış olmasının izahının olmadığını, bu nedenle davacının iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunu 25.maddesinin II.fıkrasının (e) bendi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacıyı şikayetleri sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/15292 Soruşturma Sayılı dosyasıyla davacı hakkında soruşturma başlatıldığını, ayrıca davalı şirketin kadrosunda iki tane fizyoterapist bulunmasına rağmen eğitim döneminin ortasında iki personelini çıkarmak zorunda kalmasının ayrıca mağduriyetine neden olduğunu, davacının dilekçesinde tanık olarak yazmış olduğu ... da aynı eylemi yapmış olduğundan davalının aynı nedene bağlı olarak aynı tarihte iş akdini feshettiğini ve aynı soruşturma dosyasında ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, ayrıca bu kişinin davalı şirkete karşı ... 5.İş Mahkemesinin 2013/361 Esas Sayılı dosyası ile dava açtığını, bu nedenle tanıklığına itibar edilemeyeceğini, davacının ücrete yönelik iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının 07.08.2013 tarih ve 22476 yevmiye numaralı ihtara cevabında kendisinin iş akdini 06.08.2013 tarihli ihtarnamede evlilik sebebiyle feshettiğini,davacının özellikle ihbar tazminatı talebinin bütünüyle mesnetsiz hale geldiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar, davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı işçinin davalı işverene çalışırken verdiği istifa dilekçesini bulunduğu yerden gizlice geri aldığı, olayın istifa dilekçesinin özlük dosyasında olmadığının anlaşılması sonrasında işyerinde yapılan tahkikat sonucu ortaya çıktığı ve işverenin davacı işçinin iş akdini bu sebeple feshettiği anlaşılmaktadır.
Davacının özlük dosyasındaki bir belgeyi hangi saikle olursa olsun davalı işverenden gizlice alması doğruluk ve bağlılığa aykırı olup, işverenin bu sebeple gerçekleştirdiği fesih haklı nedene dayanmaktadır. Açıklanan nedenle kıdem ve ihbar tazminatının reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, 09/10/2018 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Davacı işçi iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçi, davalıya ait özel zihinsel engelliler ilköğretim okulunda 11.11.2010 tarihinde işe başlamış ve fizyoterapist olarak çalışmıştır.
Davalı işveren, 2013 yılı Haziran ayı içinde sırada Milli Eğitim Bakanlığının özel öğretim okullarının, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine dönüştürüleceği yönündeki yönetmeliğini gerekçe göstererek bu aşamada unvan değişikliği yapılacağı ileri sürmüş ve tüm işçilerden istifa belgeleri almıştır. Davacı işçi tarihsiz istifa dilekçesini imzalamış ancak işyerinde ara vermeksizin çalışmasını sürdürmüştür.
Bir süre sonra davacı işçi imzaladığı tarihsiz istifa dilekçesinin işleme konulması halinde geçmiş dönem haklarını alamayacağını düşünerek istifa dilekçesini geri almak istemiş ancak tanık beyanlarında da belirtildiği üzere davalı şirket yetkilileri istifa dilekçesini iade etmemiştir.
Davacı işçi, istifa dilekçesinin muhafaza edildiği sekretarya biriminden almış ve bir süre sonra klasör içinde davacının istifa dilekçesinin olmadığı anlaşıldığında konuyla ilgili 01.08.2013 tarihinde tutanak tutulmuştur.
Davalı işveren 05.08.2013 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesinin (e) bendi uyarınca haklı olarak feshettiğini bildirmiştir.
İşyerinde çalışmakta olan davacı işçiden istifa dilekçesi alınmasının yasal hiçbir gerekliliği bulunmamaktadır. İşyerinin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine dönüşme gerekliliği veya şirket unvanın değişmesi hallerinde işçiden istifa dilekçesi alınması zorunlu değildir. Daha önce imzalatılan sözleşmelerin Milli Eğitim Bakanlığı ilgili birimlerine gönderilmiş olması, dönüşüm halinde yeni bir sözleşme imzalanmasına engel oluşturmaz. Kaldı ki davalı eğitim kurumunun, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine dönüşmesinin ardından davacı işçi ile imzalanacak yeni bir sözleşmede işe giriş tarihinin 11.11.2010 olarak belirlenmesinin ardından ilköğretim okulu olarak ... dönemi için imzalanan iş sözleşmesinin prosedür gereği sona erdirilmesi mümkündür.
Somut olayda davalı işverenin, kurumun faaliyet alanının dönüşümü için gerekli olduğundan söz ederek davacı işçiden tarihsiz istifa dilekçesi aldığı davalı işverenin de kabulündedir. İşçiden çalıştığı sırada ya da işe girerken alınan tarihsiz istifa dilekçelerinin hukuken geçerliliği olmadığı açıktır. O halde davacı işçi, hukuki geçerliliği bulunmayan bir belgeyi işverenden almıştır. Bu yönüyle işverenin hak alanını ilgilendiren bir konuda işveren aleyhine bir sonuç doğmamıştır.
Davacının prosedür gereği olduğu bildirilerek baskı sonucu imzaladığı istifa dilekçesini geri almayı istemesinde ise hukuki menfaati bulunmaktadır. Zira tarih içermeyen belgenin davalı kurumun dönüşüm ve unvan değişikliği tarihi eklenmek suretiyle işverence işleme konulması halinde davacının önceki dönem çalışmaları bakımından ihbar ve kıdem tazminatı hakkı ortadan kalkabilecektir. Hatta tarihsiz istifa belgesinin geri alınmamış olması halinde, işçinin özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine dönüşüm işlemi sonrasındaki çalışmalarını da kapsayacak şekilde bir tarih eklenmesiyle işveren nezdindeki tüm ... süreleri bakımından ciddi hak kayıpları yaşanabilecektir. Şüphesiz istifa belgesinin tarihsiz olarak ve dönüşüm sırasında prosedür gereği alındığı iddiası ileri sürülebilir ise de işçinin ileride açılabilecek bir davada irade fesadını ispata mecbur bırakılması da belgeyi geri almasındaki hukuki menfaati ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak davacı işçi hukuken gerekli olmadığı halde ve hukuka aykırı şekilde elinden alınan istifa belgesini sekretarya biriminden geri almıştır. İşverenden talep edildiği halde iade edilmediği tanıklar tarafından ifade edildiğine göre belgenin, işverenden habersiz ve gizlice alındığı noktasında bir sonuca varılması olanağı da bulunmamaktadır. Zira işveren istifa dilekçesinin iadesini kabul etmemiştir.
Hukuken geçerli olmayan ancak davacının yasal işçilik hakları bakımında risk oluşturan belgeyi işverenden alması ihkak-ı hak niteliğinde değildir. Zira davacı işçi bu eylemi ile işverende olan bir hakkını zorla veya gizlice geri almamıştır. Kaldı ki, kendiliğinden hak arama anlamına gelen ihkak-ı hak etmek fiili, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun da bir suç olarak düzenlendiği halde, 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nda ihkak-ı hak eylemi suç olarak tanımlanmamıştır.
Davacı işçinin eyleminin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesinin (e) bendinde yazılı olan "İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması" kuralına aykırı olduğu kabul edilemez. Davacının ihbar ve kıdem tazminatı taleplerini kabul eden yerel mahkeme kararının isabetli olduğu ve kararın onanması gerektiği düşüncesiyle, Dairemizin bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.