HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Hükmün tefhim edildiği tarihte başka suçtan cezaevinde hükümlü olarak bulunması nedeniyle, Mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu/hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürü veya tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin" de yazılması ve bu hususun da tefhim edilmesi gerektiği hâlde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış ve tefhim edilmemiş olduğu anlaşılmakla; 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği sanığın mahkûmiyet hükmüne yönelik 17.08.2021 tarihli temyiz isteğinin süresinde olduğu, bu nedenle sanığın öğrenme üzerine 17.08.2021 tarihli dilekçesi ile hükmü süresi içerisinde temyiz ettiği anlaşılmakla, 02.09.2021 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli kararı ile;
i- Sanık hakkında şikâyetçi ... ve katılan ...'ye yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan 2 kez 2 yıl 6 ay hapis ve 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
2. Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından anılan hükümlerin; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle,
bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile;
i- Sanık hakkında ...'e yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
ii- Sanık katılan ...'ye yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
Sanığın temyizi, şikâyetçi vekilinin zararını giderdiğine, diğer katılan ile de uzlaşmak istediğine, ilişkindir.
1. Sanığın, temyiz istemleri başka bir dosyada değerlendirilen sanıklar ... ve ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği ve be çerçevede sanıklar ... ve ...’ın şikâyetçi ...'in galerisine giderek 1 adet traktörün 14.250,00 TL bedelle satışı konusunda anlaştıkları ve şikayetçiye 1 adet bono verdikleri, aynı gün sanık ...'ın şikâyetçiyi arayarak, kendilerinde başka bir traktör olduğunu, bedel yerine bu traktörü takas etmeyi teklif ettiği, aradaki farkın nakit olarak ödenmesini talep ettiği ve gerçekte olmayan traktöre ilişkin fotoğraflar gönderdiği, şikayetçinin de bu teklifi kabul ettiği ve 15.825,00 TL parayı sanık ...'nın verdiği hesaplara gönderdiği, sanık ...'nın bu süreçte sanık ...'ı kamyon şoförü olarak katılana bildirdiği ve sanık ...'ın katılan ile telefonla görüşmeye başladığı, aslında hiç olmayan traktörü kamyona yükleyerek getirdiği şeklinde katılanı oyaladığı, bu şekilde sanığın dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği,
2. Sanığın, temyiz istemleri başka bir dosyada değerlendirilen sanıklar ... ve ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği ve be çerçevede katılanlar ... ve ...'ye kendisini traktör ticareti ile uğraşan kişi olarak tanıttığı, katılanların sattığı 16 SB ... plakalı traktörün alımı konusunda anlaştıkları, sanık ...'nın bu traktör karşılığında 10.000,00 TL nakit para ile kendisinde olduğunu iddia ettiği başka bir traktörü vermeyi teklif ettiği ve katılanların da bu teklifi kabul ettikleri, bu anlaşma sonrasında sanık ...'nın başka bir traktörün de katılanlara 24.500,00 TL bedelle satımını teklif ettiği, katılanların bu teklifi de kabul ettikleri ve 20.500,00 TL parayı sanık ...'ya transfer ettikleri, ayrıca 16 SB ... plakalı traktörü de nakliye ile sanığa gönderdikleri halde sanığın diğer traktörleri göndermediği, sanık ...'nın bu süreçte sanık ...’i kamyon şoförü olarak katılana bildirdiği ve sanık ... ile birlikte olan sanık ...'in Hakan'ın telefonu aracılığıyla katılan ile telefonla görüşmeye başladığı, aslında hiç olmayan iki traktörü kamyona yükleyerek getirdiği şeklinde katılanı oyaladığı, bu şekilde sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.
1. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçlarının 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.