Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Hakkari ili Yüksekova ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 168 ada 15 parsel sayılı 9.814,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Toprak Komisyonu çalışmaları ile oluşturulan tapu kaydına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile Hakkari ili Yüksekova ilçesi ... Köyü 168 ada 15 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Öncelikle çekişmeli parsel tutanağı ile 168 ada 16 parsele ilişkin dava dosyasının birleştirilmesi, belirtmelik evrakında uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının celp edilmesi, bu kayıtların revizyon görüp görmediklerinin Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, Toprak Komisyonu belirtmelik evraklarında çekişmeli taşınmaza uygulanan kayıtlar ile dayanılan tapu kayıtlarının mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle yerel bilirkişilerden sorularak kapsamlarının belirlenmesi, yerel bilirkişilerce bilinemeyen hudutlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının tanınması, taşınmazın kim tarafından, ne şekilde zilyet edildiği hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı gösterir kroki ve rapor tanzim ettirilmesi, kadastro tutanak bilirkişileri ve Toprak Komisyonu belirtmelik bilirkişilerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " 12.07.1954 tarihli 205 numaralı ve 26.10.1955 tarihli 356 numaralı tapu kayıtlarının gerek sınırlarının davalı taşınmaza uyması gerekse de tapu kayıtlarının malikleri ile davalının ve üst soyunun zilyetliğe ilişkin mahalli bilirkişilerin beyanlarının örtüşmesi neticesinde, davacı Hazinenin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü ve 46 ncı maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunu lehine olacak şekilde ispatlayamadığı ” gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 168 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.