Kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi, davalı Hazine ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; davalı Hazine ve davacı vekilinin kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki hüküm Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince davalı ... İdaresi'nin temyiz itirazı süresinde olmadığından reddedilmiş ve davalı Hazine'nin temyiz itirazı yönünden "Mahkemece bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiş, kesin hükmün varlığı ve taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı ve zilyetlikle kazanma konusunda usulüne uygun araştırma yapılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde; mahkemece öncelikle; dava konusu taşınmazlara ait dosya içinde bulunan Dargeçit Kadastro Mahkemesinin 2004/47 E. - 2007/81 K., 2004/42 E. - 2004/21 K., 2004/41 E. - 2004/20 K. ve 2004/56 E. - 2005/7 K. sayılı dosyalarında davalı olan kişiler ile davacı ... arasında akti ya da irsi bağlantı olup olmadığı veraset belgesi ya da nüfus kayıtları ile yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle saptanarak, kesinleşen kararların davacı yönünden halefiyet yoluyla kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği üzerinde yeteri kadar durulmalıdır.
Ayrıca, en eski tarihli ve dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları ile komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak ve dayanakları çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E. K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E. K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E. K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ile hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık olup olmadığı değerlendirilmeli, dava tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı imar ve ihyanın ne zaman tamamlandığı ne kadar süredir tarım alanı olarak kullanıldığı hususunda taş - toprak analizi de yapılmak suretiyle ziraatçı bilirkişiden rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma kararında ayrıca kabule göre de dava konusu 20 parselin fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen bölümünün dere yatağında kaldığı, fen ve ziraat bilirkişi raporunda belirtildiği halde bu bölümün de davacı adına tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı ... İdaresi'nin önceki karara yönelik temyiz itirazı süresinde olmadığından reddedildiğinden, iş bu kararı temyiz ... olmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2. Davalı Hazine ve davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; öncelikle dava konusu taşınmazların hükmen orman olmasına ilişkin kadastro mahkemesi kararlarının kesin hüküm olmadığı ancak kesin delil niteliğinde olduğu ve aksinin güçlü delillerle ispatının gerektiği dikkate alınmamıştır. Öte yandan; eldeki dosyada incelemeye esas kararın üçüncü karar olduğu ve dosya kapsamında üç keşif yapıldığı, ilk keşif sonrası orman raporunda 1952 uçuş tarihli hava fotoğrafı ve 1954 basım memleket haritasının incelendiği, hava fotoğrafında dava konusu taşınmazların tamamının orman olmadığının ifade edildiği ancak memleket haritasında yeşil renkli orman simge ve rumuzlarının bulunduğu alanda kaldığı belirtildiği halde bu çelişkinin giderilmediği, yapılan temyiz incelemesinde de bu çelişkinin giderilmesi gereğine değinildiği halde, bozmaya uyularak devam eden yargılamada yapılan ikinci keşif sonrası alınan orman raporunda 1984 hava fotoğrafı ile 1950 memleket haritasının incelendiği, dava konusu taşınmazların tamamının ormanlık alan dışında kaldığının ifade edildiği, yani ilk bozmada giderilmesi gereğine değinilen çelişki üzerinde dahi durulmadığı, incelenen karara esas olan son keşif sonrası düzenlenen orman raporunda ise 1951 hava fotoğrafı ve 1953 basım memleket haritasının incelendiği ve dava konusu 101 ada 15 ve 65 nolu parsellerin orman sayılan yerlerden, 101 ada 20,21 ve 22 nolu parsellerin ise orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtildiği halde, dosya kapsamında daha önce alınan raporlar ve taşınmazların hükmen orman yapıldığı dosyalarda alınan raporlar ile oluşan çelişkiler giderilmeden ve dava konusu taşınmazların eski belgelerdeki niteliği net olarak ortaya konulmadan karar verildiği açıktır.
Diğer yandan; İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma ilamında krokide dava konusu 101 ada 20 parselin (B) ile gösterilen kısmının dere yatağında kaldığı ve bu bölümün davacı adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı belirtildiği halde, hatalı değerlendirme ile bu kısmın da davacı adına tesciline karar verilmesi doğru değildir.
O halde İlk Derece Mahkemesince yöreye ait en eskisinden başlayarak tüm memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine dosya üzerinden yaptırtılacak incelemede; getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; değinilen belgeler jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve hem dava konusu taşınmazların hükmen orman yapıldığı dosyalarda hemde eldeki dosyada yapılan keşifler sonrasında hazırlanan raporlar ile oluşan çelişkileri gideren, denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, kabul kararı verilmesi gereken taşınmazlar yönünden de dava konusu yerlerin sular altında kaldığının bildirildiği gözetilerek buna göre hüküm kurulmalıdır.
S O N U Ç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
(2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
04.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.