Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.09.2012 tarihinde müvekkilinin kullanmakta olduğu motosiklet ile seyir halinde iken plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir kamyonetin çarpması sonucu yaralandığını ve tedavi gördüğünü, tedavi süresince çalışamadığını ve sakat kaldığını, Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/2139 hazırlık numarası ile yapılan soruşturma sonucunda meçhul şüphelinin tespit edilememesi nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini, kaza sonucu müvekkilinde oluşan zararların tazmini için Güvence Hesabına müracaat ettiklerini, müracaat sonucu müvekkiline 25.323,00 TL ödeme yapıldığını, ancak bu miktarın zararı tam olarak karşılamadığını belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tedavi süresince uğradığı zararlar ile maluliyet nedeniyle uğranılan zararlar için 25.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 02.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek reaskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yerinde olmadığını, davalıya 17.01.2014 tarihinde 25.323,00 TL ödeme yapılarak ibraname alındığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 03.07.2019 tarih ve 11463 sayılı raporu ile meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralanması sonucunda maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet oranı tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik ve iş güçten kalma) süresinin 02.09.2012 tarihinden itibaren 1 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, bu duruma göre davacının % 100 maluliyet üzerinden bir aylık geçici iş görememezlik zararının hesaplanması gerektiği, kaza nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından 17.01.2014 tarihinde 25.323,00 TL ödeme yapılarak davacıdan ibraname alındığı, bu şekilde davacıya 02.09.2012 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle bir aylık iş göremezlik için ödenmesi gereken tazminat miktarının 554,84 TL olması gerekir iken davalı sigorta şirketi tarafından 17.01.2014 tarihinde 25.323,00 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, davalı ... tarafından yapılan ödemenin davacının hak ettiği tazminat miktarından yaklaşık %99 oranında fazla olduğu, bu şekilde davalı ... Hesabının yaptığı ödemenin yeterli olduğu ve davacının karşılanmamış maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama esnasında alınan Adli Tıp Kurumunun düzenlediği rapora yapılmış olunan itirazları dikkate alınmayıp iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden ve itirazlarını karşılar nitelikte müvekkili hazır edilerek yeniden rapor aldırılmadan hüküm verildiğini belirmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporunun kaza tarihi olan 02.09.2012 tarihinde yürürlükte bulunan 11.10.2008 tarihli ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, bu yönü ile davacının kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, başka bir anlatımla işbu trafik kazasına bağlı oluşan cismani zarar arasında illiyet bağı kurularak kalıcı maluliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup kaza sebebiyle davacının yaralandığı bölgenin filmlerinin çekildiği, adli tıp kurumun tarafından istenen muayenesinin yapıldığı ve adli tıp kurumundan kaza tarihindeki yönetmeliğe göre düzenlenen rapora göre davacının sürekli maluliyeti bulunmadığından davalının tazminattan sorumlu tutulamamasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.