KABAHAT: 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’na muhalefet

İtirazın reddi

1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun (1380 sayılı Kanun) 24/1-c maddesine aykırı davranmaktan Şefki Deniz ve diğerleri haklarında T.C. Sahil Güvenlik Komutanlığı TCSG 90 Komutanlığının 15.10.2019 tarihli ve 243546000-641.03.02- 750/İDA.İŞL.-138 sayılı kararı ile uygulanan 1.635,00 Türk lirası idarî para cezasını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Mekke isimli balıkçı teknesine ait 2 adet algarna takımının mülkiyetinin kamuya geçirilmesi talebinin kabulü ile 2 adet algarna takımının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine dair İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.12.2019 tarihli ve 2019/5849 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31.12.2019 tarihli ve 2019/6012 değişik iş sayılı kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 08.06.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/90590 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/90590 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...Dosya kapsamına göre,
1-5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde, "Diğer kanunların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31/12/2008 tarihine kadar uygulanacağı” belirtilmiş olup, 1380 sayılı Kanun'un 36/i maddesinde öngörülen müsadere tedbirinin, 01/01/2009 tarihinden itibaren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerine aykırı olduğu ve 01/01/2009 tarihinden sonra uygulanma imkanı kalmadığı su ürünleri istihsali eyleminde kullanılan istihsal vasıtaları ile ilgili olarak 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerine ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun ruhu ve mantığına uygun biçimde “mülkiyetin kamuya geçirilmesi tedbiri” öngörülmesi şeklinde açık bir yasal değişiklik ve düzenleme yapılıncaya kadar 1380 sayılı Kanun'un 36/i maddesindeki müsadere tedbirinin uygulanması hukuken kabil olmadığı, somut olayda her ne kadar sulh ceza hakimliği tarafından 2 adet algarna takımının mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmiş ise de, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmesinin hukuken mümkün olmadığı gözetilmeden,

2-Kabule göre de; T.C. Sahil Güvenlik Komutanlığı TCSG 90 Komutanlığı tarafından tanzim edilen 15/10/2019 tarihli tutanağa göre, Mekke isimli teknede orta su trolü ele geçirilmesini müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 28/11/2019 tarihli talepname ile söz konusu teknede ele geçirilen orta su trolü yerine sehven 2 adet algarna takımının mülkiyetinin kamuya geçirilmesinin talebi üzerine İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliğince de orta su trolünün mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi gerektiği halde, 2 adet algarna takımının mülkiyetinin kamuya geçirildiği gözetilmeden, itirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir...” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden;

Bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden bakımından inceleme yapılması sonuca etkili olmayacağından bu husus inceleme dışında bırakılmıştır.

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriklerindeki hususlardan (1) numaralı neden yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE,

2.İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 31.12.2019 tarihli ve 2019/6012 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca, müsadere kararının kaldırılmasına; bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dosyanın, Hâkimliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi.