SUÇLAR: Nitelikli yağma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun’un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun’un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafinin temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede;

Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde daha da açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.

Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd Mal Varlığına Karşı Suçlar, Adalet, Ankara, 2018, s. 74; Özgenç İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı, Seçkin, Ankara, 2021, s 168 vd; .../.../Önok, s. 704; Koca/Üzülmez, TCK Genel Hükümler, Seçkin 9. Baskı, s. 583)

Cebir veya tehdit kullanılması malın alınmasında araç olarak kullanılması yağma suçunun ayırıcı unsurudur. Dolayısıyla iki hareket arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yani malın alınması kullanılan cebir veya tehdidin sonucu olmalıdır. kullanılan cebir veya tehdit mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak düzeyde olmalıdır. Teslim mecburiyeti yaratmayan cebir veya tehdit suçun oluşumu bakımından yeterli değildir. Kullanılan zor ile malın alınması arasında nedensellik ilişkisi yoksa (sebep-sonuç) fail yağma suçundan cezalandırılmaz. (benzer görüşler için bkz. Özbek, /Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 13. bası, Ankara, s. 657; Gökçek vd, s.88)

Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır.

Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa ... yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya iş yerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebir de olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç, Mal Varlığına Karşı Suçlar, Adalet, 2011, s. 231; Gökcan/Artuç, s. 5348)

Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.

Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan,olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak ... başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın gece 23.00 sularında parkta oturan mağdur ve katılanın yanına geldiği, mağdur ...’nun beyanında olayı “...Şahsın görünüşünden alkollü olduğu belliydi. İlk önce arkadaşım ...'ın elindeki cep telefonunu bakacağım diyerek aldı. Bir süre baktıktan sonra cebine koydu ve kendisine bira almamızı istedi. Ben paramızın olmadığını söyleyince şahıs benim üzerimi aradı. Ancak benim üzerimde herhangi bir para çıkmadı. Ancak benim cüzdanımda bir banka kartım vardı. Şahıs kartı görünce o zaman bunda para vardır diyerek gidip çekelim dedi. Ben şahsın alkollü olmasından ve bize zarar vermesinden endişe ederek birlikte bankamatiğe gidip para çekmeyi kabul ettim. Benim hesabımda 20,00 TL. vardı. Parayı çekip beraber tekel büfesine gidip şahsa bira aldık. Hatırladığım kadarıyla bira 12,00 TL. civarıydı. Geri kalan paranın üstünü de sanık aldı. Tekrar sahile diğer mağdur ...'ın yanına gittik. Sanık birasını içmeye başladı. Bu arada bu akşam birlikte takılalım, bir şeyler içelim dedi. Ayrıca bu sırada cebimdeki telefonu görmüş olmalı ki senin telefonunu da alabilir miyim dedi. Benim telefonumu da alıp cebine koydu. Biz her ne kadar kendisine telefonlarımızı vermesini ve eve gitmemiz gerektiğini söylemiş isek de; sanık bu akşam beraber takılacağız diyerek telefonlarımızı vermedi...” şeklinde anlattığı, katılan ...’ın ise “...Sanık yanımıza çardağa oturur oturmaz bizim önümüzdeki yiyeceklerden yemeğe başladı. Daha sonra cebindeki telefonu çıkararak bize gösterdi ve bunu bize satabileceğini söyledi. Biz kendisine paramızın ve telefona ihtiyacımızın olmadığını söyledik. Ancak şahıs bu arada bana senin telefonunu görebilir miyim diye söyleyince ben de telefonumu sanığa gösterdim. Ancak sanık telefonu biraz inceledikten sonra bana iade etmeyip cebine koydu. Daha sonra da yerdeki hırkamın ceplerine bakmaya başladı. Ancak benim ceplerimde hiç para çıkmadı. Ayrıca şahıs paramızın olup olmadığını sordu ve kendisine bira almamızı istedi. Bu sırada diğer mağdur arkadaşım ... ...'ın üzerini aramaya başlamıştı ve onun cüzdanındaki banka kartını görmüştü. Olayın bundan sonraki oluşunu diğer mağdur arkadaşım ... ...'ın anlattığı gibi gerçekleşmiştir. Biz sanığın sadece alkollü olmasından ve ses tonunun emirvaki olmasından korktuğumuzdan kendisine karşı bir direnç gösteremedik...” şeklindeki beyanları karşısında sanığın mağdurlara yönelik tehdit içeren bir söylemde bulunmadığı, mağdurların sanığın görünüşünden ve halinden korkarak direnç göstermedikleri anlaşılmaktadır.
Yağma suçunda cebir veya tehdidin malı almaya yönelik olması, malın bu cebir ve tehdit etkisiyle verilmesi gerekir. Malın götürülmesine yönelik olmayan cebir veya tehdidin yağma suçunu oluşturmayacağı anlaşılmakla somut eylemde sanık tarafından mağdurlara karşı malı almaya yönelik bir cebir ve tehdidin olmadığı, yağma suçuna ilişkin cebir ya da tehdit unsurlarının bulunmadığı, mağdur ve katılanın içsel olarak korkmasının da tek başına yağma suçunun oluşumu için yeterli olmayacağı ve sanığın sübut bulan eyleminin mağdur ve katılana karşı ayrı ayrı 5237 sayılı Yasa'nın 141/1. ve 143. ve mağdur ...’a yönelik ... için ayrıca 145. maddelerine uyan gece vakti hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, vasıflandırmada yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 5271 sayılı Yasa'nın 302/2. maddesi uyarınca gerekçesi tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Yasa'nın 304/2-a maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/352 Esas, 2021/139 sayılı kararı ile sanığın mağdur ...'na karşı eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h, 168/1,62 ve 58. maddeleri gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası, katılan ...'a yönelik eylemi sebebiyle de 5237 sayılı Kanun'un 149/1,62 ve 58. maddeleri gereğince 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2021/1166 Esas, 2021/2136 sayılı kararı ile esastan reddine karar verilerek dosyanın dairemize gelmiş olduğu anlaşılmakla;

Çoğunluk tarafından eylemin yağma değil, 5237 sayılı Kanun'un 141,143 ve 145. maddeleri gereğince oluştuğundan bahisle kararın bozulmasına karar verildiği, sanık savunmaları, müdahil anlatımları, dosya içindeki tutanaklar, Ziraat Bankasından para çekmeye ilişkin dekont, doktor raporları, olay yakalama tespit tutanağı, olay günü sanığın alkollü vaziyette müdahillerin yanına saat 23.00 sularında gelerek oturduğu, bilahare ...'ın elindeki cep telefonunu bakacağım diyerek aldığı ve kendi cebine koyduğu, kendisine bira almalarını mağdurlardan istediği, mağdurların parasının olmadığını söylemesi üzerine, üzerlerini aradığı ancak para çıkmadığı, banka kartını görünce zorla bankamatiğe götürüp birlikte bankamatikten 20,00 TL para çektiklerini, bununla bira aldıklarını kalan 12,00 TL'yi de sanığın aldığını, bilahare babasının mağdur ... ...'ı araması üzerine sanığın telefonu tutarak hoparlörle açıp babasıyla konuşmasına izin verdiği, mağdurun korkusundan babasına durumu anlatamadığı sadece yolda olduğunu eve geleceğini söylediği, bu sırada arkadaşı ...'ın telefonunun da çaldığı ve babasıyla konuşmasına müsaade edeceği sırada ...'ın ani bir hareketle telefonu sanığın elinden çekerek polis noktasına koştuğu ve bilahare polislere olayı anlattıklarını, mağdur anlatımları, yakalama üst arama tutanağı, sanık savunmaları birlikte değerlendirildiğinde gece vakti sanığın tehditle mağdurlardan suça konu eşyaları aldığı, bilahare polislerin sanıkları yakalaması üzerine suça konu eşyanın ele geçirildiği anlaşıldığından sanığın yağma suçunu işlediği bütün delillerle anlaşılmış olmakla istinaf kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.