Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.12.2010 tarihinde davalı ... şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı olan aracın davacının sürücüsü olduğu motosiklete çarparak davacının yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davacının % 42 oranında sakat kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; resmi görevliler tarafından tutulan kaza tespit tutanağına göre davacının kendi istikametinden giden müvekkili sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün şeridine geçmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci ve 91 inci maddeleri uyarınca zarardan sorumluluğun kusur sorumluluğu esasına dayandığı, haksız eylem olan kaza nedeniyle araç sürücüsünün kusuru yok ise sürücü, işleten ve ZMM sigortacısının sorumluluğuna gidilemeyeği, alınan bilirkişi raporunda davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsünün trafik kazasında kusuru olmadığının belirlendiği kaza sonrası davacı ile davalı araç sürücüsünün birlikte düzenledikleri kaza tespit tutanağı esas alınarak kazanın oluşumunun belirlendiği, davacının, kendi şeridinde ilerlerken birden araç hakimiyetini kaybettiği ve karşı şeritten gelen davalıya sigortalı aracın ön kısmına çarptığı, taraf ifadelerine ve kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı araç sürücüsünün başka bir eyleminden bahsedilmediği, kendi şeridinde kurallara uygun bir şekilde devam eden davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığına yönelik bilirkişi tespiti dosya kapsamındaki delillere ve Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK madde 52: "hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak" kuralını ihlal ederek müvekkilini görmesine rağmen gerekli önlemleri almadığını, keşif yapılarak olay yeri tetkik edildiğinde hız sınırı, hava durumu, görüş mesafesi vs hususların göz önünde bulundurulacağını ve davalı şirkete sigortalı aracın kusurlu olduğunun ortaya çıkacağını, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve dava devam ederken farklı zamanlarda kusur durumunun belirlenmesi için keşfin gerekli olduğu belirtilerek keşif yapılmasını talep ettiklerini, buna rağmen keşif talebinin reddedildiğini, kaza sebebiyle gerçekleşen yaralanma neticesinde Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi özürlü sağlık kurulu raporuna göre davacının ağır derecede %42 oranında sakat kaldığını, kusurun tamamının müvekkilinde olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın kusurlu olduğunu, kusur durumunun gerçeğe uygun olarak tespit edilebilmesi için olay yerinde keşif yapılması taleplerinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, bu sebeple kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; trafik bilirkişisinden alınan raporda, olay anını gösteren kamera kaydı ve fotoğraf bulunmadığı, davacının aracının direksiyonunu kaybedip karşı istikamete kayarak geçtiği, sigortalı aracın önüne çarparak durduğu, davacının zeminin ıslak olduğu mücavir alanda seyrini yavaş ve dikkatli yapması gerekirken yapmadığı, KTK'nun 52 inci ve 56 ıncı maddelerinde belirtilen hız ve şerit ihlali kurallarını ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda davacının asli derecede % 100 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığının belirtildiği, davacı sürücünün soruşturma dosyasında kollukta verdiği ifadesinde, olay günü idaresindeki motosiklet ile seyir halinde iken karşısına plakasını bilmediği beyaz bir aracın çıktığını, bu araca çarpmamak için sol manevra yaptığını beyan etmiş ise de; kaza tespit tutanağında ve dosyada bu beyanı destekleyecek herhangi bir tespit, delil ve beyan bulunmadığı, trafik görevlilerince düzenlenen kaza yeri krokisinde araçların çarpma noktaları ve araçların durduğu yerlerin gösterildiği, davacının aracının direksiyonunu kaybedip karşı istikamete kayarak geçtiği, sigortalı aracın önüne çarparak durduğu, trafik görevlilerince tutulan kaza tespit tutanağı aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğinde olup bu tutanağın aksininde ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
davalı ... şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, Zorunlu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler ile davalıya sigortalı araç sürücünün gerçekleşen trafik kazasında kusuru bulunmadığı bu sebeple tazminat ödeme yükümlülüğü olmadığından davacının tazminat talep edememesine göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.