Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/01/1986 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/01/1986 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 2. ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Ayrıca Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde de fiilen çalışmadığı veya sigortalılık şartlarını taşımadığı halde gerçek dışı bildirime dayalı olarak yersiz yapıldığı anlaşılan tescil işlemlerinin iptal olacağı belirtilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ;davalı işverene ait işyerinden davacı adına 10/04/1985 işe başlama tarihli ilk işe giriş bildirgesinin kuruma 27/05/1987 tarihinde verildiği,tespiti istenen dönem bordrolarında davacının adına rastlanmadığı, bordro tanıklarının beyanlarından, davacının davalı işverenin oğlu olduğu,hizmet cetvelinde 1990/2.dönemden itibaren davalı işyerindeki sigortalı çalışmalarının diğer davalı kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece davalı işverenin oğlu olan davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarının eylemli olduğu gerekçesiyle sigortalılık başlangıç tarihinin 01/01/1986 olduğunun tespitine karar verilmişse de bu sonuç isabetli olmamıştır.
Bu anlatımlar ışığında bir babanın oğlunu sosyal güvenlik hizmetinden mahrum bırakması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.