SUÇLAR: Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2014 tarihli ve 2014/21942 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Ankara Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2.Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2015 tarihli ve 2014/1414 Esas, 2015/439 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin temas ettiği 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve bununla birlikte işlenen 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılama yapma ve delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
3.Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2015/170 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 45.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesine,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesine,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyizi; çekin fotokopi olduğuna, aldatıcılık niteliğinin bulunmadığına, dolandırma kastının olmadığına, zira arabayı iade ettiğine, bu sebeplerle beraat etmesi gerektiğine, aksi kanaat halinde ise, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin tatbik edilmesi gerektiğine ilişkindir.
1.Sanığın yasal unsurları haiz renkli kopya yoluyla tamamen sahte olarak üretilmiş 27.000,00 TL tutarlı çeki 23.11.2013 tarihinde katılana vererek iki adet araba satın aldığı, ekspertiz raporuna göre, sanığa atfen atılan cironun sanığın eli ürünü olduğu, çekin ön yüzündeki yazıların ve ilk cironun keşideci veya lehtara ait olmadığı, çekin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, Mahkeme gözleminin bulunmadığı ancak hükmün gerekçesinde bilirkişi raporuna atıf yapıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın, suça konu çeki lehtar ve ilk ciranta ...'den bu kişiye araba satın almak için aldığını ve ...'ün imzayı kendisinin huzurunda attığını belirtmesine rağmen, ...'ün bu savunmayı kabul etmediği, bilirkişi raporuna göre cironun da ona ait olmadığı, sanığın da bu çek alışverişini doğrular mahiyette herhangi bir bilgi ve belge ibraz edemediği belirlenmiştir.
3. Mahkemece dosyaya yansıyan tüm delillere göre; her iki suçtan da sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Gerekçeli karar başlığında 30.12.2013 olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, suça konu çekin sanık tarafından katılana verildiği 23.11.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.