Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/441 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunduğu; gerekçeli karar sanığa 21.07.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi verilmemiş olduğu tespit edilmiştir.

Sanığın,katılan ile aralarındaki itirazın iptali ve tahliye davasının 08.05.2015 tarihli duruşmasında mahkemeye ibraz ettiği, katılan tarafından 15.10.2008 tarihinde satın alınan taşınmazı, 25.02.2007 tarihinden itibaren 10 yıllığına temyiz dışı sanıktan kiraladığına ve kira bedelinin tamamını peşin olarak ödediğine dair kira sözleşmesinin sahte olduğu kabul edilerek sanığın özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında "2015" olarak eksik gösterilen suç tarihinin, suça konu kira sözleşmesinin mahkemeye ibraz edildiği 08.05.2015 tarihi olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yenişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/441 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.03.2024 tarihinde karar verildi.