HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2015 tarihli ve 2015/935 sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Küçükçekmece 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2015/55 Esas, 2016/247 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan;
a) Sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,51 ve 52 nci maddeleri uyarınca erteli 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
b) Diğer sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine,
Karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede; beraat hükümlerinin onanması, mahkûmiyet hükmünün ise uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulması yönünde görüş serdedilmiştir.
Katılan ve sanık müdafii süre tutum dilekçesi vermiş, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi vermemişlerdir.
1. Katılanın suç tarihi olan 13.01.2015 tarihinde bilgisayarını internetten satılığa çıkarttığı, katılanı arayan ve adını Yasin olarak belirten kişinin katılana bilgisayarını Oskar Çiçekçilik adlı iş yerine bırakmasını, parasını da biraz ilerideki kuyumcu dükkânından almasını söylediği anlaşılmıştır.
2. Katılan bilgisayarını söylenen yere bırakmış, ancak telefonda kendisini Yasin olarak tanıtan kişinin belirttiği kuyumcu dükkanının olmadığını tespit etmiştir.
3. Katılanın sanıklara ulaşabilmek için bu olaydan 8 gün sonra 21.01.2015 tarihinde tekrar bilgisayar satış ilanı verdiği, adının Yasin olduğunu belirten kişinin katılanı arayarak benzer bir senaryo çizdiği, katılana bilgisayarını belirttiği bir başka yere bırakmasını, parasını da bir başka kuyumcu dükkanından alması talimatını verdiği, katılanın söylenen iş yerine içinde bilgisayar varmış gibi boş bir kutu bıraktığı, bu kutuyu almaya gelen sanıklardan ...'in suç üstü yakalandığı belirlenmiştir.
4. Yakalanan sanık ...; diğer sanıkların yönlendirmesi ile bu işi yaptığını, katılana ait ilk bilgisayarı kendisinin almadığını, diğer sanıkların her olayda farklı bir kurye kullandıklarını beyan etmiştir.
5. Diğer sanıklar... ve...ise; suç üstü yakalanan Engin ile eskiye dayalı alacak verecek meselesinden dolayı husumetlerinin bulunduğunu, bu sebeple sanık ...'in kendilerine iftira attığını belirtip suçlamayı inkâr etmişlerdir.
6. Mahkemece katılanın arandığı iki ayrı telefon numarasının ayrıntılı dökümlerinin TİB'den istenildiği, katılanın kendisini ikinci olayda arayan kişinin sesini de telefonuna kaydedip delil olarak yargılama dosyasına sunduğu belirlenmiş, katılan duruşma sırasında da sanıklardan Selahattin'in şivesinin kendisini arayan sanığa benzediğini belirtmiştir.
7. Mahkemesince katılanı arayan telefon numaralarını fiilen kullanan kişinin tespiti için bu numara ile sıklıkla görüşen iki kişinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi yönünde ara kararı kurulup bu kişilere tebligat çıkarıldığı, tebligatın yapılamadığı belirlenmiştir.
8. Mahkeme tarafından sanık ... hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuş, diğer sanıklar hakkında ise sanık ...'in iddiaları dışında her türlü kuşkudan uzak somut delil bulunmadığı gerekçesiyle ve 7 numaralı paragrafta belirtilen ara karardan sarfınazar da edilmeksizin beraat kararları verilmiştir.
1. Beraat eden sanıklara yönelik katılan vekilinin temyizi yönünden; Olay ve Olgular Bölümünün 6 ve 7 numaralı paragraflarında izah edilen deliller ve araştırmalar dikkate alındığında; katılan tarafından sunulan ses kaydı ile haklarında beraat kararı verilen sanıkların ses analizlerinin yapılması, katılanın arandığı iki ayrı cep telefonunu fiilen kullanan kişilerin tespiti amacıyla bu iki telefon numarasının sıklıkla iletişim içinde olduğu kişilerin beyanlarına başvurulmak suretiyle bu telefonları fiilen sanıkların kullanıp kullanmadığının tespiti, ayrıca sanıkların varsa suç tarihinde adlarına kayıtlı telefon numaraları ile suçta kullanılan iki ayrı telefon numarasının aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadıklarının da tespiti ile sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile beraatlerine karar verilmesi,
2. Sanık ... hakkındaki mahkûmiyete yönelik temyiz yönünden ise; sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,
Nedenleriyle kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.