Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Diyarbakır 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2013 tarihli, 2011/601 Esas, 2013/376 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265 inci maddesinin birinci, üçüncü fıkraları, 62 ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmasına,
2.Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle Diyarbakır 4.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, suçu işlemediğine, kendisine tebligat yapılmayarak savunma hakkının kısıtlandığına, mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına ve resen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Yapılan uygulamada aracı durdurulan ve aranan sanığın, polis memurlarına yönelik "Sicillerinizi verin, sizinle uğraşacağım, sizi buradan sürdüreceğim, sizinle görüşeceğiz" diye tehdit etmek ve mukavemet göstermek süretiyle direndiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul ederek, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi bulunan tebligatın bu adrese yapılması ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda duruşma davetiyesinin sanığın 30.05.2016 tarihli dilekçesiyle son bildirdiği adresine tebliğ edilmesi gerekirken MERNİS adresine tebliğ edildiği, bu davetiyenin sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına dair meşruhatı da içermediğinin anlaşılması karşısında, sanığın yokluğunda savunma hakkını kısıtlayacak biçimde mahkûmiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 147,176,177 ve 191 inci maddelerine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.