İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A.Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2018/329 Esas, 2019/308 sayılı kararı ile
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 15gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/1210 Esas, 2019/1448 sayılı kararı ile
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.11.2021 tarihli, onama görüşünü içerir tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1.Savunma haklarının kısıtlandığına,

2.Sanığın ByLock kullanmadığına, ByLockun hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,

3.Tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına,

4.Bankasya hesap hareketlerinin rutin işlemler niteliğinde olduğuna,

5.Suçun unsurlarının oluşmadığına,

6.Alt sınırdan bu derece uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna ve,

7.Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Sanık müdafii tarafından son celse sunulan mazeret beyanının mahkemece kabul edilmediği ve bu neden savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülmüş ise de; kovuşturmanın birinci celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından esasa ilişkin mütalanın sunulduğu, sanık ve müdafinin savunma için süre istemeleri üzerine bir sonraki celseye kadar kendilerine süre verildiği, celse arasında sanık müdafi tarafından esasa ilişkin savunma dilekçesi sunulduğu, ayrıca yargılamanın altı celsede sonuçlandırıldığı, üç celsede sanık müdafi tarafından mazeret dilekçesi verildiği, son iki celse sunulan mazeret dilekçelerinde mazereti belgeleyen bir evrakın da bulunmadığı, mahkemece sanık müdafinin mazeretinin reddine karar verilmesinde savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak bir ihlalin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşarak bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/1210 Esas, 2019/1448 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.