Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1.İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/253 Esas, 2020/50 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2021/1385 Esas, 2021/1863 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bozma görüşünü içeren tebliğname düzenlenmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Suçu işleyenin sanık olmadığına,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.İlk Derece Mahkemesince, "Haseki ... Mahallesi ... Sokak No: 1 Daire: 1 sayılı konutta mağdurlar ... ve ...'nun birlikte ikamet ettikleri, diğer müştekiler ... ve ...'in de misafir olarak konutta bulundukları, suç tarihi olan 19.06.2016 günü saat 06.30 sıralarında müştekilerin uyuduğu sırada; mağdur ...'ya ait MSİ marka dizüstü bilgisayar, Samsung S3 marka cep telefonu ve cüzdanın, mağdur ...'e ait swatch marka kol saati ve içerisinde 210,00 TL para bulunan cüzdanı, mağdur ...'e ait Iphone 6 marka cep telefonu, nüfus cüzdanı, para cüzdanı, 70,00 TL para, para ve banka kartlarını alarak olay mahallinden uzaklaştıkları, bu sırada mağdur ...'nun uyanıp eve baktığı sırada eşyalarının binanın merdivenlerine saçılmış halde olduğunu görmesi üzerine evde bulunan diğer mağdurları da uyandırdığı ve evde bulunan mağdur ...'nın dışarı çıkarak eve giren şahıs/şahıslara bakmaya başladığı ve 5 metre ileride elinde laptop çantası ile sanığı ve beraberindeki şahsı gördüğü, olay yerinden uzaklaşmak istedikleri sırada mağdur ...'nın sanık ...'ın elindeki laptop çantasına bakmak isrediği, bunun üzerine sanık ... 'ın mağdura bıçak doğrultarak "Sen bana hırsız mı diyorsun" dediği ve mağdur ...'in korkarak geri çekilmesi üzerine sanık ... beraberindeki şahsın taksi ile olay yerinden ayrıldıkları, mağdur ...'in bir başka taksiyle sanığın bindiği taksiyi takip ettiği, sanığın Aksaray semtinde taksiden elinde laptop çantasıyla indiği ve yolun ortasında durarak kendisini takip eden mağdur ...'i korkutmak amacıyla bıçak gösterdiği, mağdur ...'in olay nedeniyle ihbarda bulunduğu ve kolluk görevlilerince gerekli tahkikatlar sonucunda sanık ...'ın yakalandığı" şeklinde eylemin gerçekleştiğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, "... İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/227 Esas, 2018/626 Karar sayılı ilamı ile sanığın hırsızlık suçundan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi sonucu Dairemizin 11.04.2019 tarih ve 2018/3704 Esas ve 2019/884 Karar sayılı ilamı ile eylemin yağma suçunu oluşturma ihtimaline binaen yargılama yapma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozulduğu, bozma ilamı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde verilecek hükümde CMK'nun 283/1. maddesi gözetilerek önceki cezadan daha fazla cezaya hükmolunamayacağı hususu gözetilmeksizin sanığın yağma suçundan 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
Hükmün 1-A bendinin sonuna;
"Sanığın cezasının CMK'nun 283/1. maddesi gereğince 6 YIL 3 AY HAPİS CEZASI ÜZERİNDEN İNFAZINA” fıkrası eklenerek,
Düzeltilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükme olarak ilişkin istinaf başvurusunda bulunan sanık ... müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nun 280/1-c maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSU NUN ESASTAN REDDİNE, " karar verilmiştir.

Sanığın beyanında geçen ... hakkında yağma suçundan zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde dahada açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.

Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet Ankara 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin Ankara 2021 ağe. s 168 vd, .../.../Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583)

Cebir veya tehdit kullanılması malın alınmasında araç olarak kullanılması yağma suçunun ayırıcı unsurudur. Dolayısıyla iki hareket arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yani malın alınması kullanılan cebir veya tehdidin sonucu olmalıdır. kullanılan cebir veya tehdit mağduru malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılacak düzeyde olmalıdır. Teslim mecburiyeti yaratmayan cebir veya tehdit suçun oluşumu bakımından yeterli değildir. Kullanılan zor ile malın alınması arasında nedensellik ilişkisi yoksa (sebep-sonuç) fail yağma suçundan cezalandırılmaz. (benzer görüşler için bkz. Özbek, /Doğan/Bacaksız/Tepe, Türk Ceza Hukuku özel hükümler 13. bası Ankara age 657, Gökçek vd age s.88)

Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır.

Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa ... yağma suçunu oluşturmaz. Mesela konut veya işyerine girmek isteyen birine karşı konulması halinde mağdura yönelen cebir eylemi yağmaya dönüştürmez. Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşur. Bunun gibi bir mal almaya yönelik olmayan cebir eylemi yağmaya dönüştürmeyecektir. Mesela cinsel istismara karşı koyan mağdura uygulanan cebir de olduğu gibi. Bu gibi durumlarda yağma değil cebren cinsel saldırı suçları oluşacaktır. (Benzer görüşler için bkz. Artuç mal varlığına karşı suçlar adalet 2011 age s.231, Gökcan/Artuç age s.5348)

Doğrudan malı almaya yönelik olmayan zor eylemi yağmaya dönüştürmez. Mesela başka nedenle kavga ettikten sonra giderken mağdurun mallarının alınması halinde yağma değil gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Cebir veya tehdidin cezasına ilave olarak hırsızlıktan ceza verilmelidir. Ancak bura da dikkat edilmesi gereken husus mağdurun malın alındığını görmemesi gerekir. Eğer mağdur malın alındığını gördü ama az önce uğradığı saldırının etkisi ve korkusu ile kendisini savunamayacak durumda, direnci kırılmış olduğu için müdahale edemeyecek durumda ise artık yağma oluşacaktır.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır ve bu cebrin mal alma tamamlanmadan önce yapılması, malın bu cebir veya tehdidin etkisiyle alınmış olmasıdır.

Kişinin kastı iç dünyasında meydana geldiğinden niyet okuyuculuk yapılamayacağından kastını tespit için dış dünyaya yansıyan, olay öncesi olay sırasında ve olay sonrasında gerçekleşen söz, davranış ve hareketlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tüm hususlar birlikte değerlendirilerek eylemin başlangıçtan itibaren malı almak amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyorsa mağdurun malın alındığını görmesine bile gerek olmadan eylemi yağma olarak kabul etmek gerekir. Ancak ... başlangıçta malı almak için değilde başka bir nedenle başlamış ve mağdur cebir veya tehdide maruz kalmış direnci kırılmış ise bu takdirde malın alındığını görmesi en azından malın alınacağını bilmesi gerekir ki az önce uğradığı cebir veya tehdidin etkisiyle karşı koyamamış olsun ve yağma suçu yasal unsurları itibariyle oluşsun. Aksi takdirde cebir veya tehdidin etkisiyle malın tesliminden bahsedilemeyecektir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak,
Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunun 142/2-h maddesinde tanımlanan hırsızlık ve aynı Kanun'un 106/2-a-c maddesinde tanımlanan tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilmeden suçlara yanlış vasıf verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 20.05.2021 tarihli ve 2021/1385 E, 2021/1863 K. sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

04.06.2024 tarihinde karar verildi.