HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'', aynı Kanun’un 294. maddesinin ''temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' ve aynı Kanun’un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, yağma suçunun unsurlarının bulunmadığı, fiille orantısız fazla ceza tayin edildiği, mağdurun soyut beyanı ile mahkûmiyet hükmü verildiğine yönelik olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, mağdurun iş yerinde bulunduğu sırada tanımadığı beş şahsın kapıyı çaldıkları, mağdur kapıyı açtığında aktif polis olarak görevde olan sanık ...’ın polis kartını göstererek denetime geldiklerini söyleyerek iş yerini karıştırıp çekmecelerde duran paraları çantaya doldurdukları, bu esnada sanık ...’ın ve sanık ...’in kabarık şekilde duran tabancalarını gösterdikleri, paraların belgelerini istedikleri, asli iş yeri sahibinin, kontrol etmesi için tanık F.’yi aramasının üstüne tanık F.'nin de olay yerine geldiği, asli iş yeri sahibinin ülke dışında olduğunu ve döndüğünde kontrole gelmelerini sanıklardan rica ettiği ve mağdura “polisler gidecek bir iyilik yap” demesi üzerine mağdurun sanıklara verilmesi amacıyla tanık F.’ye 1.000 dolar verdiği, tanık F.'nin de bu parayı sanık ...’ın polis kimliğini kontrol ederek sanık ...’a vermesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanıkların kendilerini polis olarak tanıtarak "Belgeleri kontrol edeceğiz" demek suretiyle menfaat temin etme eylemlerinin yağma suçunun unsurunu oluşturan tehdit ve cebir boyutuna varmadığı, sanıklar ... ve ..., silah göstermiş iseler de sanık ve suç arkadaşlarının kendilerinin polis olduğuna mağduru inandırma ve mağdurun iradesini sakatlamak saikiyle hareket ettiklerinin kabulü gerektiği dikkate alındığında; sanık ve suç arkadaşlarının olayla ilgili mağdurun denetleyemediği bir söylem ve davranış ile iradesini sakatlayarak malvarlığına ulaşmak amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-l ve 158/3. maddelerine giren nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu düşünülmeden, suçların nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Yasa'nın 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
04.06.2024 tarihinde karar verildi.