Davanın reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ... ..., ... tarafından temyiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Çekişmeli taşınmazı da kapsadığı belirtilen Şubat 1945 tarih 8 numaralı tapu kaydının güney sınırının mera okuması nedeniyle kayıt değişebilir sınır olup, miktarı ile geçerlidir. Tapu kayıt miktarı ise davacılar adına tespit edilen dava dışı 106 ada 4 parsel sayılı taşınmaza uygulandığına göre, tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığının kabulü mümkün değildir. Tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilmesi için niteliği itibariyle iktisabının mümkün bulunması zorunludur. Meraların zilyetlikle iktisap edilemeyeceği de kuşkusuzdur. Ancak Mahkemece yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış olup usulüne uygun mera araştırması yapılarak karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazların mera niteliğinde olmadığı, ancak dava konusu taşınmaz üzerinde hiç bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, imar ihyaya konu olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı ..., ..., ..., ...,..., ..., ... ... ..., ..., ... ..., ... ..., ... temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davacı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ... ..., ... ..., ..., yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
80,70 er TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 ar TL'nin temyiz eden ... vd. ile ... vd. ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.