Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2014/27 Esas, 2015/135 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcı (aleyhe), katılan Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 10.07.2018 tarihli ve 2018/1366 Esas, 2018/3350 Karar sayılı ilâmı ile özetle katılan Kurum'un duruşmadan haberdar edilmemesi ve aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı müdafiiler ile temsil ettirilmemesi nedeniyle bozulması üzerine verilen İstanbul 9. Ağır

Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2018/324 Esas, 2019/446 Karar sayılı kararının katılan Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/2518 Esas, 2021/201 Karar sayılı ilâmı ile özetle sanığın cezasından haksız tahrik nedeniyle makul bir indirim yapılması ve katılan Kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

2. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/108 Esas, 2021/157 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdura karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d, 35/2,29,62,53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında takdirî indirim nedeni uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Sanık ile mağdurun resmî nüfus kayıt örneklerine göre evli oldukları, mağdurun olaydan kısa bir süre önce Kenan A. isimli bir şahısla birlikte yaşamaya başladığı ve fuhuş yaptığını haber alan sanığın olay günü mağduru bıçakla boyun, kürek kemiği ve sol kalçasından olmak üzere yedi bıçak darbesi ile yaraladığı, mağdurun sağ pnömotoraks nedeniyle hayati tehlike geçirdiği anlaşılmıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanık hakkında uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan Kurum vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/2518 Esas, 2021/201 Karar sayılı ilâmı ile sanığın cezasından haksız tahrik nedeniyle makul düzeyde bir indirim yapılması gerekmesi nedeniyle bozma kararı verildiği dikkate alınmadan sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle asgari oranda indirim yapılması ve hükmün gerekçe kısmında haksız tahrik sebebi bulunmadığı kabul edilerek hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde yer alan (3) numaralı paragrafta açıklanan tahrik oranı nedeniyle İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/108 Esas, 2021/157 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.