Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazetecilik San. ve Tic. AŞ. aleyhine 22/04/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu haber, ... Gazetecinin 22 Ocak 2010 tarihli nüshasının 13. sayfasında "... kafese uzanıyor" başlığıyla okuyucuya sunulmuş olup, davacının kamuoyunda "Ergenekon" davası olarak bilinen davadan tanındığı yönünde haberlere yer verildiği anlaşılmakladır
Dosya içeriğinden, davacının tümamiral olup, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan Prensipler Daire Başkanı olarak görev yaptığı, kamuoyunda Balyoz Güvenlik Harekat Planı olarak gecen ve devamında "Balyoz Soruşturması" adıyla yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli olduğu, 23.02.2010 günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda sorgulandığı, davacının da içinde bulunduğu bir çok şüpheli hakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Men Etmeye Teşebbüs Etmek suçundan 06.07.2010 günü iddianame tanzim edildiği, halen yargılamanın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 esas sayılı dosyasında devam ettiği anlaşılmaktadır.
Basının haber verme hakkı, gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile anlatım arasında düşünsel bağlılık temel kuralları ile sınırlıdır. Gerçeklik ise somut gerçeklik değil, olayın haberin verildiği andaki beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılması gereken gerçekliktir. Maddi gerçekliğin saptanmasından sonra yayın yapılabileceği kabul edilecek olursa haber verme hakkı sınırlandırılmış olur. Basın, maddi gerçeği araştırma ve ortaya çıkarma göreviyle sorumlu değildir.
Davacının, kamuoyunda Balyoz Güvenlik Harekat Planı olarak geçen ve devamında "Balyoz Soruşturması" adıyla yürütülen soruşturma başladığında tutuklanıp daha sonra tahliye edildiği, soruşturma neticesinde kamu davası açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, habere konu olayın güncel ve kamuoyunun ilgisini çekecek nitelikle olduğu, olayın veriliş anındaki görünür gerçeğe uygun olduğu, aşırılığa gitmeyen, hatalı-eksik bilgi ve değerlendirmelerin tek başına sorumluluk nedeni olamayacağı, olayların kamuoyuna duyurulmasında kamu yararının bulunduğu, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, soruşturmaların önemi ve özelliği de nazara alındığında verilen haber ve yapılan yorumların tümü ile basın özgürlüğü kapsamında kaleme alındığı, davalı yararına hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiği ve davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.