SUÇLAR: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının süre yönünden reddi ve esastan reddi kararları
... (...) ... ve ... müdafileri
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, sanıklar ... (...) ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 Tarihli ve 2017/122 Esas, 2019/555 Karar Sayılı Kararı İle
Sanıklar ..., ... Hakkında
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmalarına ve mahsuba,
Sanık ... Hakkında
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
Sanık ... (...) ... Hakkında
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
Karar verilmiştir.
B.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.06.2020 Tarihli ve 2020/528 Esas, 2020/680 Karar Sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ...'in istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ... ve ... (...) ... müdafinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
A.Sanık ... ve Müdafinin Temyiz İstemi
TCK'nın 302 nci maddesinde belirtilen suçu oluşturan elverişli eylemin olmadığına, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın kötü alışkanlıkları nedeniyle Suriye ülkesine gitmeye karar verdiğine, buraya gitmek isterken kendisini Nusaybin'de bulduğuna, bu dönemde örgütün verdiği talimatlara uymadığı için örgüt tarafından hapse atıldığına, kendi çabalarıyla örgütten kaçtığına, yakalandıktan sonra ifadesinde sağlıklı cevaplar vermediğine, tanımadığı bir avukatın ifadesinden sonra girip ifadeyi imzaladığına, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olsaydı örgüt tarafından hapse atılmayacağına, fiziksel ve psikolojik şiddet görmeyeceğine, atılı suçu işlemediğine ve sair hususlara ilişkindir.
B.Sanık ... ve Müdafinin Temyiz İstemi
Müvekkilinin yokluğunda karar verilmesi nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğine, TCK'nın 302 nci maddesinde tanımlanan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna sebebiyet veren icrai hareketin ne olduğunun belirtilmediğine, vahim eylemi oluşturan elverişli eylemin ne olduğunun belirtilmediğine, müvekkilin örgütle ilişkisini ortaya koyan somut delilin ne olduğunun belirtilmediğine, müvekkilin Nusaybin'de sokağa çıkma yasağı ilan edilmeden önce ilçeden ayrıldığına, silahlı hiçbir eyleme katılmadığına, müvekkilin samimi beyanlarda bulunduğuna, Suriye'de IŞİD zulmüne karşı savaşmak için YPG'ye katıldığını samimi olarak ikrar ettiğine, TCK'nın 302 nci maddesini oluşturan elverişli eylemin ne olduğunun dosya kapsamından anlaşılmadığına, Suriye uyruklu örgüt mensubu üzerinde ele geçen flash belleğin içindeki dokümanlarda müvekkile ait herhangi bir bilgi olmadığına, müvekkilin güncel bir resminin mevcut olmadığına, bir an için bilgilerin doğru olduğu varsayılsa dahi imajı alınmamış olan flash belleğin Yargıtay yerleşik içtihatlarından da bilindiği üzere delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığına, ayrıca moloz yığınları arasında bulunan dokümanlardaki bilgilerin de çelişkili olması sebebiyle hukuken itibar edilmemesi gerektiğine, bu dokümanın ne zaman oluşturulduğunun belli olmadığına, müvekkilin bu delile ilişkin savunmasının alınmadığına, yine bu dökümanı destekleyici nitelikte müvekkilin örgüte katıldığına dair herhangi bir kayıp ihbarı, fotoğraf, açık veya gizli tanık ifadesi, teknik takip ve buna benzer somut veri olmadığına, terör örgütüne katılım ile ÖSYM sınavına giriş tarihi arasında hiçbir şiddet olayının olmadığına, bahsi geçen katılım tarihinin hata yapmaya meyilli yaşta olduğu ve o dönem çevresinde yapılan örgüt propagandasının etkisiyle olduğuna, bu süre zarfında hiçbir şiddet olayına karışmadığına, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla eve döndüğüne, söz konusu sürenin kısalığının pişman oluşunun ifadesi olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
C.Sanık ... (...) ... Müdafinin Temyiz İstemi
Örgüt üyeliği suçunun unsurlarının oluşmadığına, müvekkilin ailesinin rızasına aykırı şekilde kaçarak evlendiğine, bu sebeple ailesinden nerede olduğunu sakladığına, ailesinin de bu nedenle kayıp ihbarında bulunduğuna, müvekkilin o tarihlerde dağda değil Diyarbakır'da olduğuna dair 09.02.2015 tarihli doktor kaydının olduğuna, 19.12.2015 tarihinde seyahat bilgilerinin olduğuna, 2016'nın Ocak ayında Adana'da portakal bahçelerinde çalıştığına, ele geçirilen flash bellekte "H.bes" ibaresinin kadın mı erkek mi olduğunun belirsiz olduğuna, bir diğer konu ise 14.01.2016 tarihinde başlayıp 30 gün süren ... oran eğitimine girdiği söylentisi olduğuna, fakat müvekkilin bu eğitime katılmadığının çok açık bir şekilde ortada olduğuna, bunun en bariz açıklamasının da 22.01.2016 tarihindeki Mersin Devlet Hastanesi'ndeki kayıt olduğuna, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, tanık ... Aslan'ın müvekkilinin takma dişleri olduğundan bahsettiğine ancak müvekkilinin takma dişleri olmadığının adli tıp raporuyla sabit olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince tanık beyanlarının sanık aleyhine yorumlanamayacağına, TCK 62 nci maddesinin uygulanmamasının ve teşdit uygulanmasının kanuna aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
D.Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Dosyanın kendisi tarafından istinaf edildiğine, 19.12.2019 tarihinde dilekçesini sunduğuna ancak sistemden dilekçesinin görünmediğine, dolaysıyla bu ekte sunduğu dilekçesi incelenerek gerekirse bilirkişiye verilerek dilekçesinin gerçekten istinaf süresi içerisinde hatta kararın hemen akabinde imzalandığı ve gönderildiğinin görüleceğine, dilekçenin sistemde kontrol edilerek hangi tarihte imzalandığının evrak üzerinde hemen anlaşılacağına, dolaysıyla dilekçenin yeniden incelenmesi ve bu dilekçenin de temyiz dilekçesi olarak kabulünü talep ettiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Sanığın savunmasında belirttiği tarihler olan 22 şubat 2016-10 Mart 2016 tarihleri arasında Nusaybin ilçesinde Fırat mahallesinde meydana gelen olaylara ilişkin olay tutanaklarının suretleri kolluk biriminden temin edilmiştir.
Nusaybin İlçesinde 27/12/2016 tarihinde Yenişehir Mahallesinde moloz yığınları arasında ele geçirilen örgütsel dokümanlarda sanık ile ilgili;"..., DY ..." şeklinde devam eden sicil bilgilerinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Terör örgütü üyesi ... isimli şahıstan ele geçirilen materyallerde: Şahsın terör örgütü PKK/KCK ya ad, soyad, ana baba adı, doğum yeri ve tarihi, ilişkin genel sicil bilgisini verdiği anlaşılmıştır.
Sanık 08/07/2016 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmasında özetle: Nusaybin ilçesinde bir ay kadar kaldığını, Yenişehir veya Dicle mahallesinde hendek kazdığını, kendisine silah vermediklerini ifade ettiği anlaşılmıştır.
Sanık Karakolda usulüne uygun olarak 09/07/2016 tarihinde alınan savunmasında özetle; 2016 yılı Mart ayının ilk haftasına kadar Nusaybin ilçesinde barikatlar yaptığını, hendek ve tünellerde faaliyet gösterdiğini, geceleri ise silahlı nöbet tuttuğunu, kod adının Gelhat olduğunu ifade ettiği anlaşılmış olup, Cumhuriyet savcılığında ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini ifade etmiştir,
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; örgüt mensubu ... isimli şahısta ele geçirilen dokümanlarda sanığın genel sicil bilgilerine ve kod adına yer verildiği, yine Nusaybin ilçesinde ele geçirilen dokümanlarda sanığın bilgilerinin yer aldığı, sanığın alınan savunmalarında bu döküman içeriğini doğrulayarak, Nusaybin ilçesi hendek kazdığını,, kod adı aldığını ideolojik ve silahlı eğitim aldığını, hendeklerde silahlı nöbet tuttuğunu ifade ederek ele geçirilen doküman içeriğini doğruladığı anlaşılmıştır.
Silahlı terör örgütüne katılarak, örgütün sözde özerklik ilanından sonra ülkemizin farklı yerlerinde hendek ve barikat olaylarının başladığı, sanığında Nusaybin ilçesi nusaybin ilçesinde ... Mahallesinde- Yenişehir Mahallesinde hendek kazdığı ve silahlı olarak nöbet tuttuğu, sanığın silahlı olarak nöbet tutması şeklindeki eyleminin örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğundan TCK 302/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir...."
2.Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Terör örgütü üyesi ... isimli şahıstan ele geçirilen materyallerde: Şahsın terör örgütü PKK/KCK ya ad, soyad, ana baba adı, doğum yeri ve tarihi, katılım tarihine ilişkin genel sicil bilgisini verdiği, partiye katıldığı tarih ve yer olarak 19/02/2016 amed yazılı oldğuu, geçiş yeri Amed-nusaybin yazılı olduğu" anlaşılmıştır.
Sanığın savunmasında belirttiği tarihler olan 19 Şubat 2016-13 Mart 2016 tarihleri arasında Nusaybin ilçesinde Abdulkadir paşa mahallesinde meydana gelen olaylara ilişkin olay tutanaklarının suretleri kolluk biriminden temin edilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; örgüt mensubu ... isimli şahısta ele geçirilen dokümanlarda sanığın genel sicil bilgilerine yer verilerek 19/02/2016 yılında Diyarbakır ilinden örgüte katıldığının ve geçiş yeri olarak Nusaybin yazılı olduğunun tespit edildiği, sanığın alınan savunmalarında bu döküman içeriğini doğrulayarak, Nusaybin ilçesi ... Mahallesinde hendek kazdığını,, ideolojik eğitim yaptığını, bombalı ve silahlı olarak hendeklerde nöbet tuttuğunu ifade ederek ele geçirilen doküman içeriğini doğruladığı anlaşılmıştır.
Silahlı terör örgütüne katılarak, örgütün sözde özerklik ilanından sonra ülkemizin farklı yerlerinde hendek ve barikat olaylarının başladığı, sanığında Nusaybin ilçesi ... Mahallesinde hendek kazdığı ve silahlı olarak nöbet tuttuğu, sanığın silahlı olarak nöbet tutması şeklindeki eyleminin örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğundan TCK 302/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir...."
3.Sanık ... (...) ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda: gizli tanık Mısır ve tanık ...' ın soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak alınan beyanlarında sanığı "bese" kod olarak bildiklerini ifade ettikleri, tanık ...' ın bunun yanında sanığın gençlik yapılanması içerisinde olduğunu ifade ettiği, tanık ... ' ın da benzer nitelikte açıklamalarda bulunduğu ve kırsaldan geldiğini ifade ettiği, tanık ...' un kendisi hakkında yürütülen soruşturmada sanığın kırsal kadroya katılım yaptığını ifade ettiği, tanık ...' ın bu beyanlarını duruşmada kabul etmemesine rağmen kendisi hakkında yürütülen soruşturmada Cumhuriyet Savcısı huzurunda daha önce yaptığı teşhis ve ifadelerini kabul ettiği, bu belgenin bir suretinin dosyamız içerisinde bulunduğu, sanığın tanıkların beyanlarını kabul etmemesine rağmen sanığın savunmasından anlaşılacağı üzere, belirtilen dönemde sanığın Diyarbakır ilinde olduğu, tanık ...' nin sanıkla ilgili mahkemedeki beyanlarında takma dişi olduğunu söylemesine rağmen sanığın takma dişi olmadığının belirlendiği ancak sanığın dosyaya sunduğu belgelerden anlaşılacağı üzere diş problemleri nedeniyle o dönemde diş hastanesinde tedavilerinin bulunduğu, buradan da sanığın diş rahatsızlıkları olduğunun tanık tarafından bilindiğinin anlaşılabildiği dolayısıyla tanıkların beyanlarına üstünlük tanınmasının gerektiği, gizli tanık Mısır' ın alınan beyanlarının da diğer tanık beyanlarını desteklendiği, terör örgütü mensubuyken yakalanan ve hakkında mahkememizce verilen hüküm kesinleşen Suriye uyruklu ... ele geçirilen dökümanlar içerisinde Şubat-Türkiye raporlarında h. Bese olarak bahsedildiği anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında Kırıkkale' de üniversite okurken örgütün kırsal alanına katılan sanığın BESE kod adını aldığı, akabinde Diyarbakır iline gelerek PKK terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde yer aldığı, bu şekilde örgüt ile arasında organik bağın oluştuğu anlaşıldığından sanığın aşağıdaki şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir...."
4.Sanık ... Yönünden Yapılan Değerlendirme:
"...Terör örgütü üyesi ... isimli şahıstan ele geçirilen materyallerde: şubat ayı katılım bilançosu yazılı belgede, Şahsın terör örgütü PKK/KCK ya ad, soyad, ana baba adı, doğum yeri ve tarihi, katılım tarihine ilişkin genel sicil bilgisini verdiği, partiye katıldığı tarih ve yer olarak 29/01/2016 İstanbul yazılı olduğu,geçiş yeri kısmında kadrolaştırıldı yazılı olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın abisi ...'in 03/02/2016 tarihinde karakola yaptığı kayıp müracaatında, sanığın 6 gün önce yanına geldiğini iki gün kalıp gittiğini ifade ettiği anlaşılmıştır.
Sanığın tüm aşamalarda alınan savunmalarında özetle; askerdeyken izne ayrıldığını, daha sonra bunalıma girip birliğine teslim olmadığını, yurt dışına kaçmak istediğini, bu nedenle Nusaybin ilçesine geldiğini, oradan kendi imkanları ile Suriye ülkesine geçtiği, orada kendisini PKK mensuplarının yakaladığını, kendisinden örgüte katılmalarını istediklerini ancak kabul etmediğini, iki ay kadar Suriye Derik' te kaldığını, sonra ülkeye geri döndüğünü ifade ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; sanığın Sarıkamış ilçesinde askerlik vazifesini yaparken izne ayrılan ve birliğine dönmediği, terör örgütü mensubu tarafından tanzim edilen belgelerde Şubat ayı katılım bilançosu isimli belgede sanığın 26/01/2016 tarihinde örgüte katılım yaptığının ve geçiş yeri olarak yazılan kısımda kadrolaştırıldığının yazılı olduğu, sanığın alınan savunmalarında Nusaybin ilçesinde Suriye' ye kaçak olarak gittiğini, orada örgüt mensuplarının elinde iki ay kaldığını ancak eğitim almadığını zorla tutulduğunu ifade etmesine rağmen, kendi iradesiyle Nusaybin' e, oradan da Suriye' ye geçen ve savunmalarından anlaşılacağı üzere örgüt içerisinde yaklaşık iki ay kaldığını ifade eden sanığın bu beyanlarıyla, ele geçirilen belgede "kadrolaştırıldı" şeklindeki bilgilerin desteklendiği, sanığın kendisinin zorla tutulduğuna dair suçtan kurtulmaya yönelik savunmaları dışında bir delilin bulunmadığı, Suriye' den döndükten sonra zorla tutulduğuna ilişkin herhangi bir yasal müracaatının bulunmadığı, sanığın savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu, babasının karakolda alınan beyanlarından sanığın Diyarbakır ili üzerinden geçiş yaptığının anlaşıldığı, bu şekilde sanığın örgüt ile arasında organik bağın kurulduğundan silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir...."
Tespitlerine yer verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'in istinaf talebinin yasal süre içerisinde yapılmadığından bahisle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, diğer sanıklar bakımından ise İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
A.Sanıklar ... ve ... Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunda suç tarihinin vahim eylemin (hendek kazma, silahla nöbet tutma) gerçekleştirildiği tarih olan "2016 yılı Şubat-Mart ayı" yerine ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi
gerekçeli karar başlıklarında sanıkların yakalanma tarihleri "08.07.2016 - 12.07.2016" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı bilinen bir gerçektir.
Sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda dosya kapsamında yer alan sanıkların aşama beyanları ile vahim eylem araştırma tutanaklarında yer alan bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; Nusaybin ilçesi ... ve ... mahallelerinde hendek kazdıkları, kaleşnikof marka silahla nöbet tuttukları sabit olan sanıkların sübutu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla hendek ve barikat kazma ve bu hendek barikatlarda silahlı nöbet tutma şeklinde tezahür eden eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanıklar hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi
gerekçeli kararının sanık müdafine 13.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafinin 29.07.2020 tarihinde kararı temyiz ettiği, hükmün tebliğinden itibaren 15 günlük yasal temyiz süresinin adli tatil içerisinde sona ermesi nedeniyle, CMK'nın 331/4 maddesine göre adli tatile rastlayan dönemde temyiz süresi işlemeyeceğinden sanık müdafinin temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilmiş, tebliğnamede bu konuda red isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ...'in atılı suçtan mahkûmiyetine dair Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ve 2017/122 Esas, 2019/555 sayılı kararı, sanık müdafii tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmediğinden bahisle istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmişse de;
Söz konusu gerekçeli kararın sanığa da tebliğe çıkarıldığı ancak 10.02.2020 tarihinde sanığın adresinin değişmiş olduğu, yeni adresinin de bulunamadığı gerekçesiyle tebligatın yapılamayarak iade edildiği, sanığın 13.02.2020 tarihinde dosyaya sunduğu istinaf dilekçesinde "tarafıma tebliğ iade olduğundan kalem tarafından aranmam üzerine kararı haricen kalemden öğrendim" şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.05.2023 tarih ve 2023/11-49 Esas, 2023/277 Karar numaralı kararında "...kural olarak müdafii ile takip edilen işlerde kanun yollarına başvuruda bulunmak müdafinin görevi kapsamında olduğu tartışmasız ise de; sadece müdafie tebliğ veya tefhim edilen hükümlere karşı süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurmaması nedeniyle oluşan hukuki sonuçlardan, kendisine yapılan tebligata kadar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinden haberdar olmayan sanığın CMK 40/2 maddesi gereğince kusursuz sayılacağı, müdafinin süresi içinde temyiz yoluna başvurmaması nedeniyle hak kaybına uğraması, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı ile bağdaşmayacağı da dikkate alındığında.." şeklindeki kararı da göz önüne alındığında; sanığa usulüne uygun tebligat yapılmadan sanık müdafinin yasal süre içerisinde istinaf talebinde bulunmadığından bahisle istinaf talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi nedeniyle sanığın hak kaybına uğrayacağı ilkesi göz önüne alınıp, sanık tarafından 13.02.2020 tarihinde sunulan istinaf dilekçesinin geçerli olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık ... müdafinin esas hakkındaki mütalaanın verildiği 26.11.2019 tarihli 27. celse ve esas hakkında mütalaya karşı savunmaların alındığı 17.12.2019 tarihli 29. celseye aynı gün başka mahkemelerde duruşması olduğundan bahisle katılamayacağına dair mazeret bildirdiği, 29. celsede buna ilişkin belgesini ek olarak gönderdiği halde mahkemece mazeret taleplerinin belgesiz ve gerekçesiz olduğundan bahisle reddine karar verilmesi suretiyle sanık ve müdafinin esas hakkındaki mütalaya karşı savunmaları alınmadan yokluklarında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı CMK’nin 197 nci maddesi, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesi ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma ilkesi dikkate alınarak; adaletin selameti ve sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, sanık ve müdafinin esas hakkında mütalaaya karşı dosyayı inceleyerek son savunma hazırlayabilmeleri için sanık ve müdafiine makul süre verilmeksizin ve Anayasa'nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK'nın 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 197 nci maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddelerine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
C.Sanık ... (...) ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1-Sanık hakkında hükme esas alınan gizli tanık Mısır ve tanık ...'ın beyanlarının talimatla alındığı, talimatla alınan beyanlarında da sanığın fotoğrafı gösterildiğinde fotoğraftaki şahsı çıkaramadıklarını beyan ettikleri, yine birleşen dosya üzerinden tanık sıfatıyla beyanları alınan ... 'ın da SEGBİS üzerinden gördüğü kişinin kim olduğunu tam olarak çıkaramadığını, ifadesinde belirttiği kişinin takma dişlerinin olduğunu beyan ettiği ancak adli tıp raporuna göre sanığın takma dişlerinin olmadığı hususları nazara alındığında;
Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan tanıklar ..., ..., ... ve gizli tanık Mısır'ın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan sanığa “iddia/kamu tanıkları sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması, sanıkla tanıkların yüzleştirilerek tanıkların soruşturma aşamasında alınan beyanlarında belirttikleri kişinin sanık olup olmadığının her türlü şüpheden uzak kesin şekilde ortaya konulması suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; talimat yoluyla ve birleşen dosya üzerinden alınan ifade metinlerinin okunması ile yetinilerek CMK’nın 181 inci maddesinin birinci fıkrası ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre,
a-Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, kendisine isnat edilen suçlamalarla ilgili suçunu kabul etmeyen sanığın pişman olduğunu beyan etmesinin beklenemeyeceği, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık hakkında hükmolunan cezadan TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken; yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçelerle takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, sanığın ilk yakalama tarihinden sonrasına dair örgütsel faaliyetine ilişkin dosya kapsamına yansıyan bir eylemi tespit edilemediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında suç tarihinin ilk yakalama tarihi olan "02.01.2017" yerine "21.05.2017" yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.
A.Sanıklar ... ve ... Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.06.2020 tarihli ve 2020/528 Esas, 2020/680 Karar sayılı kararında sanıklar ... ve ... ile müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B.Sanıklar ... ve ... (...) ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde B ve C bentlerinde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... (...) ... müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 26.06.2020 tarihli ve 2020/528 Esas, 2020/680 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise bilgi için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.