Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in davalının çalıştığı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, 17.08.2016 tarihinde müvekkili ile davalının iş gereği tartıştığını, müvekkilinin davalı tarafı işini düzgün ve standartlara uygun yapması konusunda uyardığını, davalının ise bu duruma içerleyerek müvekkilinin kendisine hakaret ettiği iddiasıyla müvekkili hakkında kolluğa şikayette bulunduğunu, müvekkilinin polis nezaretinde ifade vermesinin çevresinde öğrenildiğini, ticari itibarının ve kişilik haklarının zedelendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin olay tarihinde davacının yanında mühendis olarak çalıştığını, müvekkilinin davacının işyerinde çalıştığı süre boyunca davacının baskı uyguladığını ve müvekkiline hakaret ettiğini, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin iş akdini feshettiğini, müvekkilinin Anayasal şikayet hakkını kullandığını, davacının söz konusu şikayet nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..."...Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa'nın 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını ve cezalandırılmasını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikâyet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikâyet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikâyetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır." (Yargıtay 4.HD 2019/2868 E. 2021/1333K.sayılı ilamı) Dava konusu, davacı tarafından davalının hakkında haksız surette şikayette bulunduğunu iddia ettiği olayın konu olduğu Tokat 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/524 Esas sayılı dosyası, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalının, davacılar murisi ... yanında işçi olarak çalıştığı, işyerinde yaşanan bir kısım sorunlar sebebiyle taraflar arasında tartışma yaşandığı, dosya içeriğinde yer alan 23/09/2019 tarihli CD İnceleme Tutanağında davacılar murisi tarafından ... şeklinde kelime kullanıldığı, CD görüntüsünün davalı tarafından soruşturma dosyasına ibraz edildiği, davacılar murisinin CD görüntüsünü kabul ettiği ancak CD görüntüsünde davacılar murisinin hakaret içerikli kelimeyi kime karşı kullandığının belirli olmadığı tespit edilmiştir. Davalının şikâyetini haklı gösterecek emareler bulunduğu, davalının şikayet hakkını hak arama özgürlüğünün sınırlarını aşacak şekilde kullanmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı ... mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin isnat edilen suçu işlediğine dair tek bir delil ya da emarenin bulunmadığını, bu nedenle müvekkili hakkında beraat kararı verildiğini, ceza dosyasında bulunan CD görüntüsünün müvekkili tarafından kabul edilmediğini, ayrıca ilgili CD'nin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu, davalının şikayeti haksız olup, hak arama özgürlüğünün sınırlarını aştığını, kararın yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava, tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle, davacı ... mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesine konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

haksız şikayet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, Anayasa’nın 12,17 ve 36 ıncı maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, davalının eyleminin yasal dava ve şikayet hakkı kapsamında bulunması, davacıya yönelik kişilik haklarına saldırı teşkil edecek bir eylemin söz konusu olmamasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... mirasçıları vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ... mirasçılarına yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.