Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2016/488 Esas, 2016/1215 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 211,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
1.Katılanın temyiz isteği; sanığın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması talebine ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, delillerin takdirinde hata edildiğine, tekerrür koşullarının oluşmadığına, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.
1.Mahkemece; sanık ile katılan arasında kiracı-kiralayan ilişkisi bulunduğu ancak yazılı kira sözleşmesi yapmadıkları, işyeri ruhsatının daha önce sanığın kayınbabası adına olduğu, bu kişinin ölümünden sonra kendi adına içkili işyeri ruhsatı başvurusunda bulunduğu, kira paralarının ödenip ödenmediği hususunda aralarında hukuki ihtilaf olduğu, sanığın gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahte olarak suça konu kira sözleşmesini düzenleyip kullandığı ve böylece atılı suçu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu kira sözleşmesinin örneği, Adana Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporu, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup suça konu belge aslının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.
1.Sanık müdafiinin sübuta ilişkin temyiz isteği yönünden; Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, katılanın ceza miktarına ve sanık müdafiinin lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin temyiz istekleri yönünden; Mahkemece, suçun işleniş biçimi, sanığın şahsi ve sosyal durumu gerekçe gösterilerek alt sınırdan ceza tayininde bir isabetsizlik görülmediği gibi mükerrir sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönleriyle de hukuka aykırılık bulunmamış, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2016/488 Esas, 2016/1215 Karar sayılı kararında katılan ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.