Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/427 Esas, 2016/808 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık temyiz isteği; tanıklarının dinlenmediğine, savunma hakkının kısıtlandığına ve mahkemece hakkında verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına ilişkindir.
1. Sanık hakkında arama ve el koyma kararına istinaden evinde arama yapıldığı sırada, Suriye uyruklu şahıslar için yapılan yabancı tanıtma belgelerinin ele geçirildiği, anlaşılmıştır.
2. Hatay İl Göç İdaresi Müdürlüğünden gelen cevabı yazıda Göç Net sisteminde Geçici Koruma modülünde yapılan sorgulamada iki adet kimliğin kaydının bulunmadığının bildirildiği, bu bakımdan yabancı tanıtma kartlarının sahte olduğunun anlaşıldığı, bu suretle sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, sanık hakkında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde mahkumiyet hükmü verildiği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit kabul edilip temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Belgelerde sahtecilik suçlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği nazara alındığında; sahte belge aslının denetime imkan verecek şekilde yargılama dosyası arasına alınmadığı, belge üzerinde mahkemece herhangi bir gözlem yapılmadığının anlaşılması karşısında; aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek; mahkumiyet hükmüne dayanak oluşturulan belge aslının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınarak aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığı da tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/427 Esas, 2016/808 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.