SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2014 tarihli ve 2014/75 Esas ve 2014/168 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatlerine karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği, traktörü davalı adına kaydettirdiği, sanıkların iş birliği yaptığı, birbirlerini tanıdıkları kararın bozulmasına ilişkindir.
Katılan ve sanık ...'ın 5 yıl evli kaldıkları, evlilikleri devam ederken katılanın satın almış olduğu... plakalı traktör ile 37 RD 645 plakalı Kartal marka aracı eşi sanık .........'ın ısrarı ile eşi adına trafik kaydını yaptırdığını, sanığın 27.06.2011 tarihinde ortak konutlarında bulunan 5 adet Cumhuriyet altını, 10 tane altın bilezik ile toplam 10.000,00 TL değerinde nakit parayı alarak evden ayrıldığı, evden ayrıldıktan sonrada kendisi tarafından satın alınarak sanık ...... adına tescil edilen bir adet traktör ile Kartal marka otomobilinde sanık ...... tarafından sanıklardan ...' a kendini borçlu gibi gösterip muvazaalı bir senet düzenleyip bu senede istinaden icra takibi sonucu bu araçlara haciz konulduğunu, bu haciz işlemleri sırasında alacaklı vekili yerine işlemlere sanık ...' ın katıldığı, sanık ...' a haciz işlemine dayanak oluşturan ihtiyati haciz kararının verildiği aynı gün ihtiyati haciz kararında borçlu olan sanık ...... tarafından genel vekaletname verildiği,... ın haciz işlemlerini bu şekilde gerçekleştirdiği, haciz işlemleri gerçekleştirilip araçlar ... tarafından İstanbul iline götürüldükten sonra ilgili araçlar üzerinden haciz şerhleri kaldırılıp söz konusu araçlardan kartal marka otomobilin 06.09.2011 tarihinde haciz işlemi sırasında alacaklı vekili olarak görünen aynı zamanda haciz işleminin borçlusu sanık ...... tarafından kendine vekaletname düzenlenen sanık ...' ın eşi sanık ...' a satıldığını, traktörün ise 24.08.2011 tarihinde ...isimli şahsa satıldığı, sanıkların bu şekilde atılı suçu işledikleri iddia olunan somut olayda; katılanın kendi iradesi ile otomobili ve traktörü eşi sanık ...... adına tescil ettirdiği, dolayısıyla sanık ......'ın bahse konu otomobil ve traktör üzerinde zilyet olduğu ve zilyetliğin kendisine vermiş olduğu bütün hak ve yetkilerden yararlanabileceği, yani sanık ......'ın borcuna karşılık sanıklardan ...'a vermiş olduğu senet karşılığında sanık ......'a ait otomobil ve traktörün haciz edilerek üçüncü kişilere veya alacaklı vekili katibinin eşine satılması işleminin muvazaalı işlem olarak düşünülmesi halinde konuyla ilgili yetkili hukuk mahkemesine dava açılabileceği anlaşıldığından dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak sanıkların ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir.
A. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıklar ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Sanık ...'ın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 25.07.2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
A. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bölümünde açıklanan nedenle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2024 tarihinde karar verildi.