Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle rüşvet vermeye teşebbüs suçundan mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 26.06.2012 tarihli ve 2009/13553 Esas, 2012/7357 Karar sayılı ilamında sair temyiz itirazları reddedilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.01.1983 tarih ve 8-486/6 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, bozma ilamına konu hüküm ya da hükümlerle ilgili olarak açıkça onama kararı verilmedikçe sair temyiz itirazlarının reddedilmesinin kesin ve mutlak bir bağlayıcılığının bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına ve oluşa uygun olarak akaryakıt kaçakçılığına göz yumması karşılığında katılan karakol komutanına 3.000 TL rüşvet teklif ettiği kabul edilen ve teklifi kabul etmiş gözüken katılanın sorumluluk çevresinde herhangi bir kaçakçılık eylemi gerçekleştirmediği ve sonraki görüşmelerin çoğunu sanığı suçüstü yakalatmak isteyen katılanın talebiyle yaptığı anlaşılan sanığın eylemleriyle ilgili olarak:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.1987 gün ve 600/245 sayılı Kararında vurgulandığı gibi rüşvet suçunun konusu, işin yapılması veya yapılmaması olduğundan, şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılamayacağı, zira şart gerçekleşmediğinde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmeyeceği, başka bir anlatımla anlaşma konusunun ortadan kalkacağı, somut olayda sanığın kaçak mazot getirdiğine veya getireceğine dair delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; şarta bağlı olan teklifin rüşvet suçuna vücut vermeyeceği, bu nedenle de, sübutu kabul edilen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu oluşturacağı ve bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 13.02.2007 ile inceleme günü arasında durma süresi nazara alındığında dahi bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.