B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2014 tarihli kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sanığın temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince 25.05.2017 tarihinde yapılan incelemede, anılan hükmün; sanığa yüklenen eylemin sübutu hâlinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu nazara alındığında, görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.

3. Şanlıurfa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli görevsizlik, Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2017 tarihli yetkisizlik kararları üzerine yapılan yargılama sonucunda, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2017/348 Esas, 2019/543 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 820,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık ve müdafilerinin temyiz istekleri özetle; eksik inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.

Suç tarihinde katılanı cep telefonundan arayarak kendisini emniyet müdürü olarak tanıtan sanığın, katılanı, terör örgütü adına para yatırmak suretiyle suça karıştığı şeklinde hile ile kandırması ve yönlendirmesi neticesinde, kendi hesabına para yatırılmasını sağladığı iddiasıyla açılan kamu davasında; yüklenen eylemin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile aşağıda gösterilen hukuka aykırılık dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

4. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün olan ve aşağıda gösterilen bozma nedeni dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin bozma kararı öncesi aleyhe temyiz bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkı gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (4) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2017/348 Esas, 2019/543 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulandığı paragraftan sonra; “bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2024 tarihinde karar verildi.