Davacı ... ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Ulus Gıda İnş. Tic. Ltd. Şti. ve diğeri aleyhine 03/08/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/517 esas, 2011/1097 karar sayılı dosyası ile sanığın beraatine karar verildiği,dosyanın temyiz aşamasında bulunduğu, söz konusu ceza davası dosyasında gerek keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, gerekse Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda davalı sürücü ...'ın kullandığı çekiciye bağlı yarı römorkun seyir halinde olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirildiği ve her iki durum için farklı kusur oranlarının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise; ceza dosyasında yapılan keşif neticesi düzenlenen bilirkişi raporunda esas alınan tespit ve belgelerin çekicinin olay sırasında park halinde olduğu hususunda kesin kanaate varmak için yetersiz olduğu belirtilerek, kazada hayatını kaybeden ...'ın tamamen kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, dosya içerisinde birbiriyle çelişkili raporlar bulunmakta olup; özellikle davalı sürücünün kullandığı çekicinin seyir halinde olup olmadığı hususunun belirsiz olması ve kusur oranı konusundaki çelişkiler dosyanın esasını etkiler mahiyettedir.
Kural olarak, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. (6098 sayılı TBK 74) maddesi gereği, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de; hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp, ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır. Davaya konu olayda; ceza yargılaması sonucunda verilecek karar, özellikle davalı sürücünün kullandığı çekicinin seyir halinde olup olmadığının tespiti açısından, eldeki davayı etkileyecek niteliktedir. Bu nedenle Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/517 esas, 2011/1097 karar sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Karar bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozulması gerekmiştir.

Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.