Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR

1.Sanık hakkında cinsel taciz suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İstanbul Anadolu 24. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2014 tarihli ve 2014/523 Esas, 2014/635 Karar sayılı kararıyla sanığın cinsel saldırı suçundan yargılanması gerektiğinden bahisle verilen görevsizlik kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/383 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararıyla sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

1. Mahkemece hüküm ve gerekçeli kararda sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yerine 102 nci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi ve gerekçeli karar başlığında suç adının sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı yerine cinsel taciz olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak kabul edilmiştir.

2. Oluşa uygun kabule göre sanığın eyleminin 6545 sayılı Kanun değişikliğinden sonraki 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturup, öngörülen cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

3. Aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 12.05.2015 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiştir.

4. Yukarıda açıklanan nedenle Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/383 Esas, 2015/300 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2024 tarihinde karar verildi.