Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin,30.03.2016 tarihli ve 2016/168 Esas, 2016/415 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 06,02.2021 tarihli, 2016/195359 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz istemi; samimi ikrarı ve maddi bir çıkar elde etmemiş olması nazara alınmadan lehine hükümler uygulanmadan verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir.
Sanığın Sarp sınır kapısında geçerken ibraz ettiği nüfus cüzdanının sahte olduğu belirtilerek resmi belgede sahtecilik suçundan dava açılmış, sanık atılı suçu işlediğini ikrar etmiş,... Kriminal Polis Laboratuvarının 02.02.2016 tarihli uzmanlık raporunda belgenin tamamen sahte olarak tanzim edildiği aldatıcılık niteliğinin bulunduğu kanaati bildirilmiş, mahkemesince suça konu nüfus cüzdanı incelenmiş, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu kabul edilmiş, mahkemesince sanığın suça konu belgeyi farklı tarihlerde kullandığı tespit edildiğinden temyize konu zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık savunması, kriminal raporu ile tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıdaki husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
a. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı belgenin süregelen kullanımı tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
b. 5237 sayılı Kanun'un 58 nci maddesinin uygulanması sırasında madde numarasının gösterilmemesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin,30.03.2016 tarihli ve 2016/168 Esas, 2016/415 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına dair bölümün çıkarılması ve ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulandığı fıkraya "5237 sayılı TCK'nın 58 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.