Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy 33.Asliye Ceza Mahkemesinin, 2011/367 Esas, 2012/258 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 25.05.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

2. Sanığın İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/60 Esas, 2016/43 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde28.02.2014 tarihinde işlediği 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.

3. Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2016/184 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Sanığın temyiz istemi gerekçesizdir.

2. Sanık müdafinin temyiz istemi; sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadan eksik inceleme ile ve suç vasfında hataya düşülerek verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir.

GSM bayi olan sanığın şikayetçi adına sahte abonelik sözleşmeleri tanzim edip piyasaya sürmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında sanık suçlamaları kabul etmemiş, çok eleman çalıştırmaları nedeniyle hatların bu kişiler tarafından düzenlenmiş olabileceğini savunmuş, mahkemesince sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararı verilmiştir.

Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 25.05.2012 tarihinden,hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 28.02.2014 tarihine kadar dava zamanaşımı süresinin durduğu, bu nedenle temyiz inceleme tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşmediği kabul edilerek yapılan incelemede;

1. Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/60 Esas, 2016/43 Karar sayılı ilamı ile yapılan ihbar üzerine açıklandığı, ancak ihbara konu ilamda sanık hakkında "5809 sayılı Kanun'a aykırılık" suçu uyarınca hüküm kurulduğu anlaşılmakla, ihbara konu "5809 Sayılı Kanun'a aykırılık" suçu yönünden hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci maddesi ile “(1) 31.12.2021 tarihine kadar işlenen ve bu Kanunun 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlenen kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi yapmak veya yaptırmak suçundan dolayı;

a. Soruşturma evresinde, Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,

b. Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,

c. Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir. (2) Hakkında kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ya da infazın ertelenmesi kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren bir yıl içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığı veya düşme kararı verilir; infazın ertelenmesine karar verilen hallerde ise, cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya ya da infaza devam olunur.” hükmü gözetilerek, hükmün açıklanmasına dayanak teşkil eden bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez", dördüncü fıkrasındaki "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri karşısında; sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında kaldığı gözetilmeden “özel belgede sahtecilik” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 nci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile "Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir." hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2016 tarihli ve 2016/184 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2024 tarihinde karar verildi.