Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, davacı kiracı ve davacı kefil tarafından açılmış, davalı kiraya verenin kiracı ve kefile karşı kira alacağının tahsili için başlattığı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalının başlattığı iki ayrı icra takibi ile 2009 yılının Kasım ve 2010 yılının Ocak ayı kira bedellerinin tahsilini talep ettiğini, itiraz edilmediğinden takiplerin kesinleştiğini, 2009 yılının Kasım ayı kira bedelinin 21.12.2009 tarihinde, 2010 yılının Ocak ayı kirasının ise 01.07.2008 tarihinde müvekkili tarafından davalıya ödenen 15.000 EURO’dan mahsup edilmesi gerektiğini ve davacı A.. V..in ise kefil olduğundan sözleşme süresi ile sorumlu olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine icra takiplerinin iptaline ve %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, 01.07.2008 tarihinde havale edilen 15.000 EURO’nun taşınmazda bulunan ahşap ve boya gibi malzemelerin kiracı tarafından kullanılması karşılığı olduğunu, 2009 yılının Kasım ayı kira bedelinin 21/12/2009 tarihinde icra takibinden sonra ödendiğini bildirerek davanın reddine, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini savunmuştur.
Davalı tarafından 06.11.2009 tarihinde başlatılan icra takibinde 5.000 EURO karşılığı 11.020 TL den ödenmeyen 2009 yılının Kasım ayı kira bedeli ve 05.01.2010 tarihinde başlatılan icra takibi ile de 5.000 EURO karşılığı 2010 yılının Ocak ayı kira alacağının tahsili istenmiş, davalılar tarafından icra takibine itiraz edilmemiştir. Mahkemece, Kasım ayı kira parasının ödendiği ve davacı A.. A.. tarafından 01.07.2008 tarihinde davalıya havale edilen 15.000 EURO’nun kira parası olduğuna ilişkin yemini dikkate alınarak davanın kabulüne ve davalının haksızlığı dikkate alınarak davacı lehine icra tazminatına karar verilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davacı kefil A.. A..’in sorumluluğu sözleşme süresince olduğundan davalı vekilinin, davacı A.. A..'e ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davalı vekilinin 15.000 EURO’nun kira bedeli olmadığına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında 01.04.2008 Başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye göre kiralanan gemi yapım atölyesi olarak kullanılmak üzere davacı şirkete kiralanmış ve davacı A.. A.. sözleşmeyi kefil olarak imzalamıştır.
Sözleşmede aylık kira bedelinin 5.000 EURO olduğu ve her ayın en geç üçüne kadar peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Şirket temsilcisi A.. A.. tarafından Davalı kiraya verene 01.08.2008 tarihinde hiçbir açıklama yapılmadan 15.000 EURO paranın havale edildiği görülmektedir. Taraflarca uyuşmazlık konusu olmayan 01.04.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde, herhangi bir depozito ve/veya peşin kira ödemesinden bahsedilmediğine göre, bu paranın kira bedeli veya depozito olarak davalıya havale edildiği iddiasının davacılar tarafından usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. İspat yükü davacı tarafta olduğundan davalının davacıya yemin teklif etmesi sonuca etkili değildir. Zira kanıtlama yükümlülüğü kendisinde olmayan tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi ve teklif olunan yeminin eda edilmesi o tarafı ispat yükünden kurtarmaz ve ispat yükü kendisinde olmayan kimse aleyhine sonuç doğurmaz. Bu nedenle 2010 yılının Ocak ayı kira parasına yönelik olarak davacı kiracının menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
3-)Davalı vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazlarına gelince; İcra İflas Kanunu’nun 67/2 maddesi uyarınca alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için talebin haksız olmasının yanında takibin kötüniyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerekir. Olayımızda davalının kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığı halde mahkemece kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan %40 oranındaki icra tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca Menfi tespit davası İİK.'nun 72. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde hükmüne göre borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için genel mahkemede menfi tespit davası açabileceği belirtilmiştir. İİK.'nun 71. maddesinde ise, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonraki devrede maddede öngörülen belgelere sahip olduğu takdirde, borcun itfa edildiğini veya alacaklının kendisine mühlet verdiğini iddia ederek takibin iptal veya talikini her zaman icra mahkemesinden talep edebileceği hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde hükmü borçlunun ancak belli nitelikte belgelere sahip olması halinde İcra Mahkemesine başvurma yolunu düzenlemiştir. İİK.nun 71. maddesi hükmü, borçlunun İİK.'nun 72. maddesindeki açık düzenleme karşısında genel mehkemelerde menfi tespit açabilmesine engel değildir. Somut olayda borçlu, icra takibinden sonra borcu itfa ettiğini belirterek genel mahkemede İİK.'nun 72. maddesine dayanarak menfi tespit davası açmıştır. Bu durumda 2009 yılının Kasım ayı kira parası yönünden davacıların menfi tespit taleplerinin kabulüne karar vermek gerekirken takibin iptaline karar verilmesi de doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda (2), (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.