SAYISI: 2022/İHK- 23799

SAYISI: K-2022/55383

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.03.2020 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaya konumunda bulunan davacıyı bedensel zarara uğrattığını, davalı tarafından kaza nedeniyle eksik ödeme yapıldığını, belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 750,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 98.739,25 TL olarak yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya kaza nedeniyle 19.350,22 TL ödeme yapıldığını ve sorumluluğun sona erdiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kazada müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle %20 indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile 78.391,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; kazanın gerçekleşmesinde müterafik kusurun bulunmadığını, tazminattan indirim yapılmaması gerektiğini, hesaplamada emeklilik yaşının hatalı belirlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, davacıya kaza nedeniyle ödeme yapıldığını ve sorumluluğun sona erdiğini, kusuru kabul etmediklerini, davacının polis memuru olması nedeniyle kaza nedeniyle ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini, hesaplamaların TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerekirken TRH Yaşam Tablosu ve % 0 teknik faize göre hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun bulunduğu, bu raporu esas alarak aktüer bilirkişinin hazırladığı raporun ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olarak ve Yargıtay uygulamaları gözetilmiş olması sebebiyle karar vermeye yeterli olduğu, kazanın davacının görevi sırasında olmadığından özel yasalara göre ödeme almasının mümkün olmadığı, vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine, kazada davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, davalının da ödeme yaparken bu yönde indirim yapmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin müterfik kusura ilişkin itirazının kabulüne, diğer itirazlarının reddi ile davanın kabulüne 98.739,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 30.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepler
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itirazında ileri sürdüğü sebepleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun olmasına, bu raporu esas alarak aktüer bilirkişinin hazırladığı raporun ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olması sebebiyle karar vermeye yeterli olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava konusu kazadan sonra düzenlenen kaza tespit zaptında “......plakalı kamyonun 09.03.2020 tarihinde, Ankara, Mamak, Doğukent caddesi üzerinde park halinde bulunan ...plakalı özel otomobile geri geri gelirken çarptığı ve hasarlanmasına sebep olduğu, kamyon şoförünün daha sonra aracı ile olay yerinden kaçtığının ve (kaçarken davacının yaralanmasına neden olduğunun)" saptandığı, sigortalı aracın sürücüsü hakkında açılan ceza dosyasının iddianamesinde “sigortalı kamyon sürücüsü ... Aygar'ın olay tarihinde, park halindeki davacı ...'ün özel otomobiline çarpıp hasarlanmasına neden olduğu, trafik eksperinin gelmesi beklenirken, ... Aygar'ın kamyona binerek olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı, ...'ün aracı kapı kısmından tuttuğu, ancak ...'nin durmayıp yola devam ettiği, böylelikle müştekinin araca tutulu vaziyette sürüklenmesi suretiyle yaralanmasına neden olduğunun "belirtildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan bilirkişi raporunda ise" davalının trafik sigortacısı olduğu kamyon sürücüsünün kaçmasına engel olmak için aracının kapısına asılan davacının yere düşerek yaralanmasına neden olduğu olayda sürücünün %100 oranında tam kusurlu olduğunu, davacının eyleminin meşru müdafaa kapsamında olması nedeniyle kusurunun bulunmadığı" ifade edilmiştir. Davalının trafik sigortacısı olduğu araç sürücüsünün %100 kusuru doğrultusunda düzenlenen aktüer hesap raporu hükme esas alınmış, İtiraz Hakem Heyetince de davanın kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetince, davacının yaya konumunda bulunduğu esnada, sigortalı araç sürücüsü ile karıştığı kazadasi kusur değerlendirmesinde davacının müterafik kusurunun bulunmadığı yönündeki değerlendirme isabetli olmakla birlikte, denetime elverişli olmayan kusur raporuna göre karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Somut olayda, davalı nezdinde açılan hasar dosyası kapsamında sigortalı aracın %50 oranında kusuru ile hesaplanan 19.350,22 TL tutarındaki tazminatın davacıya ödendiği belirtilmektedir. Diğer yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve kararın gerekçesinde davaya konu trafik kazası nedeniyle açılan ceza dosyasının sadece iddianamesi değerlendirilmiş ancak ceza dosyasının akibeti dikkate alınmamıştır.
6098 sayılı TBK’nun 74 üncü maddesine göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de, kesinleşen maddi vaka ile bağlıdır.(H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16,2002/47 sayılı kararı).
HMK'nın 266 ncı maddesi hükmüne göre ise; hakim çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişinin görüşüne başvurur. Kusur konusu teknik değil hukuki bilgiyi gerektirir. Hakim, Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğine göre belirlenmiş kural ihlallerine göre tarafların kusur durumlarını takdir edecektir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davalı nezdinde açılan hasar dosyası ve ceza dosyası getirtilerek ceza dosyasında alınan kusur raporları, kaza tespit tutanağı, ve eldeki dosyada alınan bilirkişi raporu da irdelenerek, tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı vekilinin bu yönlü itirazının reddine karar verilmesi isabetli olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, davacının kaza tarihinde polis memuru olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda; 2330 sayılı Kanun gereğince davacı yana ödemede bulunulup bulunulmadığı hususu araştırılarak bu ödemenin zarar verene rücu olanağı bulunduğundan tazminat miktarından düşülmesi gerekir. İtiraz Hakem Heyetince bu konuda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davacının görevi başında olmadığı kanaati ile karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.