Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı ile 16.05.2008 tarihinde slajlık mısır üretim sözleşmesi yaptığını, sözleşmenin eki fiyat listesinde ürünün kalitesine göre 60.00.TL ve 80.00.TL arasında fiyat belirlendiğini, davalının ürün kalitesine ilişkin herhangi bir tespitte bulunmadan ürünleri teslim alıp kendisine göre fiyatlandırarak bir kısım ödemelerde bulunduğunu ancak bir kısım müstahsil fişlerinde sözleşmeye aykırı olarak 60.00.TL' nın altında hesaplama yapılarak bedelin eksik ödendiğini belirterek şimdilik 10.000.TL' nın, yargılama sırasında yapılan ıslahla da toplam 29.743.29.TL' nın reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Mahkemece, kısa kararın verildiği duruşma tutanağında “davanın kabulü ile 10.000.00.TL' nın dava tarihinden itibaren, 19.743.29.TL' nın ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine” 2011/3987-12231

karar verildiği belirtilmiş ve hüküm böylece tefhim edilmiş olmasına rağmen, aynı tarihi taşıyan gerekçeli kararda “davanın kabulü ile 10.000.00.TL' nın dava tarihi olan 11.06.2009 tarihinden itibaren, 19.743.29.TL' nın ise ıslah tarihi olan 27.08.2010 tarihinden itibaren yasal reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulması suretiyle duruşma tutanağına geçirilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Nevarki bu yanlışlığın giderilmesi, yasal faiz ile yasal reeskont faiz arasında bir fark bulunmaması da gözönünde bulundurularak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması, HUMK.'un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.

Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile ikinci bentte açıklanan nedenlerle kararın“Hüküm” başlıklı kısımdaki “yasal reeskont faizi”cümlesinin arasındaki “reeskont” kelimesinin çıkarılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 20.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.