Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkileri aleyhine Şarkışla İcra Müdürlüğünün 2019/411 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitini, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle senette yazılı miktar olan 205.694,00 TL'nin %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davası ve davadaki talepleri, iddiaları, beyanları haksız hukuka aykırı ve kabul edilemez olduğunu, davacılar haksız olarak dava açarak müvekkilinin alacağını almasını kendince engellemeye çalıştıklarını, bu durumun kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin davacıların davasını ve iddialarını kesinlikle kabul etmediğini, müvekkili şirketin saygın bir şirket olup haksız bir alacağı alma çabasına girecek konumda olmadığını, müvekkili aleyhine açılan haksız davanın reddini, davacıların aleyhine müvekkili lehine %20,00'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin dava dilekçesinde sözleşme gereği davacıların davalılardan aldığı ürünlerin karşılığını ödediği ve ödeme belgelerini sunduğunu, davalı şirket ile davacılar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, malen kaydı bulunan senetler kapsamında müvekkillerine mal satışı olmadığını beyan ettiği; her ne kadar kambiyo senedinde 'Malen' kaydı bulunduğu davalının ticari defterleri incelendiğinde alışverişin olmadığının anlaşılacağı iddia edilmiş ise de; dava konusu senedin kambiyo vasfına haiz olup malen kaydı içerdiğinden mal teslim edildiğine karine teşkil etmesi nedeniyle davacının malın teslim edilmediğinin yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, davacı tarafça yazılı bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sözleşme kapsamında belirtilen ücretlerin ödendiği ve borç olmadığı iddia edilmiş ise de; davacının ödeme iddiasına yönelik olarak sunduğu dekontların senetlerin düzenlenme tarihinden önceki tarihlere ait olduğu, senetlere yönelik ödeme olduğuna dair beyan içermediği, senetlerin düzenlenmesinden önce ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılmış ise de; takibe konu bonolarda ''malen'' kaydı bulunup, bu durumda bonolarla ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükü davacı borçluya ait olduğu, davacı borçlunun iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebileceği, bonoların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacılardan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınmadığından bilirkişi raporu karar verilirken dikkate alınmamış davacı tarafça açıkça yemin deliline dayanılmadığından bu hususta bir hatırlatma yapılmamış ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında takip ile ilgili herhangi bir tedbir kararı verilmemesi nedeniyle de davalının bir zararı doğmadığından davalının tazminat talebinin reddine davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşme gereği davacıların davalılardan aldığı ürünlerin karşılığının ödediği ve ödeme belgelerini sunduğunu, davalı şirket ile davacılar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, malen kaydı bulunan senetler kapsamında müvekkillerine mal satışı olmadığını beyan ettiği; her ne kadar kambiyo senedinde 'Malen' kaydı bulunduğu davalının ticari defterleri incelendiğinde alışverişin olmadığının anlaşılacağı iddia edilmiş ise de; dava konusu senedin kambiyo vasfına haiz olup malen kaydı içerdiğinden mal teslim edildiğine karine teşkil etmesi nedeniyle davacının malın teslim edilmediğinin yazılı delil ile ispatlaması gerektiği, davacı tarafça yazılı bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sözleşme kapsamında belirtilen ücretlerin ödendiği ve borç olmadığı iddia edilmiş ise de; davacının ödeme iddiasına yönelik olarak sunduğu dekontların senetlerin düzenlenme tarihinden önceki tarihlere ait olduğu, senetlere yönelik ödeme olduğuna dair beyan içermediği, senetlerin düzenlenmesinden önce ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılmış ise de; takibe konu bonolarda ''malen'' kaydı bulunup, bu durumda bonolarla ilgili malların verilmediği hususunda ispat yükü davacı borçluya ait olduğu, davacı borçlunun iddiasını ancak yazılı deliller ile ispat edebileceği, bonoların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacılardan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınmadığından bilirkişi raporu karar verilirken dikkate alınmamış, davacı tarafça açıkça yemin deliline dayanılmadığından bu hususta bir hatırlatma yapılmamış ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında takip ile ilgili herhangi bir tedbir kararı verilmemesi nedeniyle de davalının bir zararı doğmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin yanılgıya düşerek bonoda bulunan malen kaydına ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğunu bu nedenle iddiasını yazılı delille ispat edemediğinden dolayı davanın reddine yönelik karar verdiğini, her tacirin tüm ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, sağduyu sahibi olmak, ileriyi düşünmek ve işlemlerini ona göre organize etmek zorunda olduğunu, davalı şirketin basiretli iş adamı gibi davranma, fatura ve teyit mektubu düzenleme gibi yükümlülüklerinin bulunduğunu, senette malen kaydına ilişkin ibarenin yer almasının senedin mal karşılığında verildiği anlamına geldiğini, söz konusu malların teslim edildiğine yönelik bir karine oluşturmadığını, gerekçeli kararda borçlunun malları teslim aldığını ikrar ettiğini, karşı tarafın tüzel kişiliği haiz bir şirket olduğunun göz önünde bulundurulduğunda basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunduğunu, bu nedenle satılan malların faturasını düzenlemek ve bunların deftere kaydını yapmakla mükellef olduğunu, dava dilekçelerinden itibaren davalı şirketin ticari defterlerine dayanıldığını, yerel mahkeme tarafından bonolarda bulunan nakten veya malen kayıtlarının bir anlam ifade etmediğinin belirtilmiş olduğunu, mahkeme tarafından dikkate alınmayan asıl hususun müvekkillerinin dava dışı ...Tarım Sağım Teknolojileri San Tic Ltd Şti ye göndermiş oldukları 22.11.2017 tarihli ihtarnamede davaya konu senetlerin iadesinin müvekkili tarafından talep edilmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile hükmün bozulması yerine, davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurularak davanın kabulünü, avukatlık ücreti, yargılama giderlerinin davalı taraflardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekilin istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davanın reddine ilişkin ve davanın reddinden doğan hakları saklık kalmak kaydıyla; Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/233 E. ve 2022/78 K. sayılı kararına karşı davalı müvekkili lehine ve davalı müvekkili adına istinaf kanun yoluna başvurusunun kaydının ve gerekli işlemlerinin yapılmasını, müvekkili lehine ve davalı müvekkili adına istinaf başvurusunun kabul edilmesini, istinaf dilekçesinde açıklanan nedenlerle aşamalarda müvekkili adına sunulan dilekçeler ve aşamalarda müvekkili adına sunulan dilekçelerde açıklanan nedenlerle resen bulunacak nedenlerle müvekkilinin davanın reddine ilişkin davanın reddinden doğan haklarının saklı kalması kaydıyla, yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasını, müvekkilinin davanın reddine ilişkin ve davanın reddinden doğan haklarının saklı kalması kaydıyla davanın reddine karar verilmesini, davacılar aleyhine müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, müvekkili lehine davacılar aleyhine yargılama giderlerine ve müvekkili lehine davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip alacaklısı davalının takip konusu bonoya geriye ciro yoluyla hamil (lehtar ciranta) olup davacının bono bedelini ödediğini ispat edememesine, menfi tespit davalarında reddi durumunda davalı alacaklı yana tazminata karar verilebilmesi için davalı tarafından başlatılmış olan takibin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası geregince durdurulmuş ya da icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine dair ihtiyati tedbir kararının verilmiş ve uygulanmış olmasının gerekmesine, İlk Derece Mahkemesinin raporları/delilleri takdirinde bir isabetsizlik bulunmasına göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından taraflarca yapılan istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup taraf vekillerinin yaptığını istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesi.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalının vekalet ücretine dair temyiz itirazına gelince, dava ret ile sonuçlanmakla davalı yararına vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken sehven davacı yararına karar verilmesi yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "-Davalı kendisini vekil ile temsil etmiş olduğundan davacı lehine 22.848,58 TL vekalet ücreti takdirine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " ibaresinin çıkartılarak yerine “ Davalı kendisini vekil ile temsil etmiş olduğundan davalı lehine 22.848,58 TL vekalet ücreti takdirine, davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,” diğer temyiz itirazlarının reddine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.