Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozma ilamı sonrasında Mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Güneş Sigorta A.Ş. tarafından 26.08.2008 tarihinden 26.08.2009 tarihine kadar geçerli olmak üzere “Kara Taşıtları Paket Sigorta Poliçesi” yapılan davacıya ait... plaka sayılı araç ile arkasında ... plakalı dorse (yarı römork) takılı halde yüklendiği maden ile ...’in sevk ve idaresinde iken 02.09.2008 tarihinde meydana gelen tek araçlı ölümlü maddi hasarlı trafik kazası sonucu sürücünün hayatını kaybettiğini, Çine (Aydın) Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1506 soruşturma sayılı dosyasında yapılan tahkikat sonunda 25.09.2008 tarih ve 2008/779 karar numarası ile ‘Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına’ kararı verildiğini, belirtilen soruşturma dosyasında... plakalı aracın madenin yüklendiği Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti.’nin kantarında 02.09.2008 tarihinde iki defa tartıldığının tespit olunduğunu, sigorta poliçesinin teminatlarının devam ettiği süreçte meydana gelen trafik kazası neticesinde ağır hasara uğrayan araç için teminat altına alınan tazminatın ödenmesi amacıyla yapılan başvurunun, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının Teminat Dışı Halleri belirten A.5 maddesinin 5.10 numaralı paragrafında açıklanan "taşıtın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen zararlar teminat dışı kalmaktadır" hükmü çerçevesinde davalı tarafından reddedildiğini, Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti. kantarında 02.09.2008 günü saat 04.07’de yapılan ilk ölçümde aracın net yükünün 46100 kg olarak tespit edildiğini, yükün fazla olduğunun anlaşılması üzerine yapılan boşaltmadan sonraki 04.16’daki ikinci ölçümde net yükün 26250 kg olarak belirlendiğini ve durumun tutanak altına alındığını, davalı tarafın ise peş peşe yapılan iki ölçümden ilkini temel alarak teminat altına aldığı riskin meydana gelmesi neticesinde doğan hasar bedelini müvekkiline ödemeyi 20.11.2008 tarih ve 80100885 muh. numaralı evrakı ile reddettiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 65/5 ve 6 ncı maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 128/1-d, 2 maddeleri çerçevesinde... plakalı araç ve takılı ... plakalı dorsenin dingil sayısı ve diğer özellikleri göz önünde tutulduğunda taşıyacağı azami yükün çok az aşıldığı, aşılan yük miktarının mevzuatın tanıdığı tolerans sınırları dahilinde olduğunu, belirtilen soruşturma dosyasında da kazanın aşırı yükten değil şerit ihlalinden kaynaklandığının belirtildiğini, 64 LH 696 plakalı aracın ruhsatından da anlaşılacağı üzere net ağırlığının 6600 kg, azami yüklü ağırlığının ise 32600 kg olması karşısında taşıyacağı azami yükün 32600 – 6600 = 26000 kg olduğunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 128/2 nci maddesi en çok %5 tolerans tanınması karşısında 32600 x %5 = 1630 kg ise araca mevzuatın tanıdığı tolerans olduğunu, kazaya karışan aracın ikinci ölçümde tespit edilen net yükünün ise 26250 kg’ye ulaştığını, böylelikle; Güneş Sigorta A.Ş.’nin sigorta poliçesinde belirtilen teminat miktarı ile sınırlı olarak zarardan sorumlu bulunduğunu, sigortalanan... aracın kullanılmayacak ... gelmesi sonucu oluşan maddi kayıp için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait... plakalı çekici aracın müvekkili şirket tarafından sigorta altına alındığını, çekicinin arkasında ... plakalı başka bir sigorta firması tarafından sigortalanan dorse ile Yavuzlar Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin işlettiği maden ocağından yüklediği maden ile birlikte sürücünün virajı dar kavisle alması ve aşırı yük yüklemesi nedeni ile yolun gidişine göre sol tarafında bulunan su kanalına girdiğini, aracın arkasında bulunan römorkla birlikte devrilen araçta sürücünün vefat ettiğini, sürücü ...’in sevk ve idaresindeki aracın Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti.'de aracın maden yüklenmesinde 04.07 sıralarındaki ilk tartının 46100 kg olduğu ve taşıma sınırının aşılması nedeniyle ikinci defa tartıldığının öğrenildiğini, ancak dilekçeleri ekinde sundukları ‘Revizyon Fişi’ndeki bilgilerden Yavuzlar Madencilikte tüm müşteri araçlarına iki irsaliye fişinin uygulandığının tespit edildiğini, her ne kadar ikinci tartılmada 26250 kg olduğunu ilişkin irsaliye dosyaya sunulsa da Yavuzlar Madencilikten 06.11.2008 tarihinde alınan bilgi dökümünde aracın 46100 kg olduğunun görüldüğünü, böylece aracın 46100 kg olduğu, kabul edilerek asil irsaliyeye göre istiap haddinin 19850 kg aşıldığını, Karayolları Taşıma Yönetmeliğinin 128 inci maddesinde araçlara tanınan azami sınırın %5 aşılması hükmünün bu belge ile geçerliliğini yitirdiğini, 01.12.2008 tarihli ‘Ek Ekspertiz Raporu’nda aracın kazadan önceki durumu hakkında bilgi alındığını, yapılan incelemede aracın balatalarının yeni olduğu, aracın kaza esnasında ani fren yapması ve aracın yüklü olması nedeniyle ölümlü ve maddi zararlı kazanın meydana geldiğinin açıklandığını, Çine Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1506 soruşturma sayılı evrakında, olay yerinde yapılan incelemelerde aracın 40 ton civarında maden yükü taşıdığının da belirtildiğini, böylelikle, aracın Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nde belirtilen istiap sınırının aşıldığı kanıtlandığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/76 Esas, 2011/169 Karar sayılı kararı ile "...Tüm dosya kapsamı karşısında, davacıya ait aracın davalı şirket tarafından sigortalandığı ve kazanın poliçenin geçerlilik tarihleri arasında gerçekleştiği hususlarında tartışma bulunmadığı, aracın 26250 kg yükle ile seyretmesi halinde, Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre istiap haddi kapsamında kaldığı hususunun da tarafların kabulünde olduğu, davalı tarafça dosyaya ibraz edilen Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti’ne ait ‘Genel Bilgi Dökümü’ başlıklı belgedeki davacıya ait aracın net yükünün 46100 olarak belirtilmesi ve yine davalı şirket tarafından hazırlanan ‘Hasar Dosyası Revizyon Fişi’ başlıklı belgedeki ‘…çift irsaliye kesilmesinin nedeni araştırıldığında madenlerde genelde çift irsaliye kesildiği, araç sahibi ve madenin istiap haddi aşılmasında müştereken ceza yedikleri için böyle bir yöntemin uygulandığı bilgisi alınmıştır…’ beyanları karşısında hasar bedelinin davacıya ödenmemesine ilişkin gösterdikleri gerekçeler arasında esas unsuru oluşturduğu, Çine Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/1506 soruşturma sayılı evrakında ve dosyaya sunulan deliller arasında Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti.’nin kantarına ait 04.07’deki 46100 kg, 04.16’daki 26250 kg olarak belirlenen kantar fişleri mevcut olup, davacıya ait aracın hangi ağırlıktaki yük ile yola çıktığının belirlenmesi için sunulan bu kantar fişlerinin tek başına kesin ve değişmez nitelikte delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Çine Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasındaki ‘Olay Yeri İnceleme ve Tespit Tutanağı’nda ‘…Karpuzlu yolu istikametine göre yolun sol tarafta şarampole düşmüş vaziyette olduğu, kamyonun kasa kısmının çarpma neticesinden kabin kısmının ezmiş vaziyette olduğu, kamyonun arka tekerleklerinin sağlam, ön tekerleklerinin ise kırık vaziyette arka tekerleklerinin yanında olduğu…’, ‘…kamyonun üzerinde yaklaşık 40 ton civarında maden yüklü olduğu, kamyonun arka kasa kısmının ön çekici kısmının üzerinde sıkıştırmış vaziyette olduğu, ilk bakışta cesedin dışarıdan bakıldığında görülemediği, kasanın üzerinde iki adet 30 cm’lik ilave kasa olduğu görüldü…’ ibarelerine yer verildiği, kaza sonrası yükün başka bir araca nakil ettirilip tartılması istenmiş ise de yükün yerlere saçılmış olması sebebiyle buna imkân sağlanamadığı, yolun ortasına devrilen büyük bir kısım yükün ise yolun güvenliği açısından dere yatağına kepçe yardımı ile atıldığının ... imzalı ‘Hasar İnceleme Raporu’nda da açıklanmış olması karşısında dökülen yükün miktarının yeniden belirlenmesi olanağının bulunmadığı, belirtilen bu tespitler ile dosyaya ibraz edilen ve mahkemece de kabul gören ‘Bilirkişi Heyeti Raporu’ndaki değerlendirmeler karşısında, kaza mahallinde bulunduğu belirtilen 40 ton maden yükü ile araç kabininin içerisinde bulunan şoförün görülmesini de engelleyecek şekilde ezilmesi ile ön tekerleklerin kırılarak sağlam vaziyetteki arka tekerleklerin yanına gelmesi şeklindeki hasarın, davacıya ait davalı şirket tarafından sigortalanan... plakalı aracın istiap haddinin üzerinde maden yükü ile yola çıktığı, böylelikle taraflar arasında imzalanan Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının Teminat Dışı Halleri belirten A.5 maddesinin 5.10 numaralı paragrafında açıklanan ‘taşıtın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen zararlar teminat dışı kalmaktadır’ maddesi karşısında davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak" davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2011/7614 Esas, 2012/1741 Karar sayılı ilamı ile "...Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafatının alınması gerekmektedir. Somut olayda davacıya ait aracın ruhsatında Çivril Noterliğinin 26.3.2008 tarih 2739 sayılı yazısı ile rehin bulunmaktadır. Sigorta ettiren ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan rehin hakkı sahibinin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan tazminat istemek hakkına sahip olur. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır. Olayda rehin hakkı sahibinin tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece rehin hakkı sahibinin muvafakatı olup olmadığının araştırılması, kayıtsız şartsız açık muvafakat sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigortalı tarafından kasko sigortası şirketine karşı açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10.maddesinde yazılı "Taşıtın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana gelen zararların teminat dışında olduğuna" ilişkin istisna hükmünün uygulanabilmesi için riziko ve istiap haddinden fazla yük ve yolcu taşıma arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kazanın sırf bu nedenle meydana gelmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı vekili müvekkiline ait aracın olay tarihinde saat 04.07'de yapılan ilk ölçümde net yükünün 46100 kg olduğunun tespiti üzerine fazla yükün boşaltılıp saat 04.16'da yapılan ikinci tartımda 26250 kg olarak ölçüldüğünü bunun tutanak altına alındığını, aracın taşıyacağı azami yükün 26000 kg olduğunu, 250 kg fazladan yükü bulunmakla beraber bu fazlalığın yönetmelikçe tayin edilen %5 toleransın çok altında kaldığını (kaskolu araca mevzuatın tanıdığı tolerans miktarının 1630 kg olduğunu) kazanın şerit ihlali nedeniyle meydana geldiğini, aracın 26250 kg toz maden yükü ile yola çıktığını, istiap haddinin aşılmadığını iddia ederek bununla ilgili kantar fişlerini sunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili ise araca yükleme yapan Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti'nin tüm müşteri araçlarına iki irsaliye fişi uyguladığını, revizyon fişindeki bilgilerden bu durumun tespit edildiğini, bilgi dökümüne göre davacı aracının 46100 kg yükünün bulunduğunu bu yükle yola çıktığını, istiap haddinin 19850 kg aşıldığını, Çine Cumhuriyet Savcılığının 2008/1506-779 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair hazırlık soruşturması evrakında da aracın 40 ton civarında maden yükü taşıdığınn belirtildiğini, kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek yükleme yapılan şirketten temin edilen genel bilgi dökümü belgesini ibraz etmiştir. Çine Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık evrakında kaza anında davacı aracında bulunan yük ölçülmemiş, gözleme dayalı olarak yaklaşık 40 ton civarında maden olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın taşıyabileceği (%5 toleranslı) en fazla yükün 27300 kg olduğu, ikinci tartı fişine göre taşınan yükün 26250 kg bulunduğu bu hesaplamaya göre kazanın araca istiap haddinden fazlama yükleme yapılmış olması nedeniyle meydana gelme ihtimalinin ortadan kalktığı ancak kazanın gelişimi ve araçta oluşan hasar incelendiğinde araca taşıma kapasitesinin çok üstünde yükleme yapılmış olabileceği, kazanın istiap haddinin aşılmıs olması nedeniyle meydana gelmiş olabileceği ihtimalinin daha güçlü ... geldiği madenin toz halinde olmasının daha fazla yükleme yapılmasını kolaylaştırdığını, bu analizlere göre davacı aracının ilk ölçümdeki 46100 kg yükle yola çıktığı kaza anında istiap haddinin çok üzerinde bir ağırlıkla 46100 kg maden yüküyle seyir halinde olduğu, kazanın meydana gelmesinde araca aşırı yükleme yapılmış olmasının etkili olduğu belirtilmiş ise de rapor, durumu tereddütsüz bir şekilde ortaya koyacak bir saptama içermeyip varsayıma dayalıdır. Oysa hasarın teminat dışında kalması için kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması suretiyle meydana geldiğinin kesin şekilde kanıtlanması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece, davalı tarafın savunması doğrultusunda yükleme yapan Yavuzlar Madencilik Ltd. Şti'nin ticari defter, belge ve kayıtlarında uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak araçlar için iki irsaliye fişinin düzenlenip düzenlenmediğinin, davacıya ait araç için olay tarihinde kaç tane irsaliye fişi düzenlendiğinin davacı aracına yüklenen toz maden yükünün miktarının araştırılması daha sonra mahallinde konusunda uzman bilirkişi ile keşif yapılarak araçların kantarda tartıldığı yer ile yükün fazla olması halinde fazla yükün boşaltıldığı yer arasındaki mesafenin tesbit edilmesi ve 04.07'de 46100 kg olan davacı aracındaki toz maden yükünün 9 dakikalık süre içinde 19850 kg'lık kısmının boşaltma yerine indirilip tekrar 04.16'da aracın kantara çıkıp 2.kez ölçüm yaptırmasının mümkün olup olmadığının tesbiti hususunda ayrıntılı rapor düzenlettirilmesi, akabinde İTÜ'nden seçilecek konunun uzmanı bilirkişi kurulundan kazanın münhasıran istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda, önceki bilirkişi raporununda irdelendiği tüm dosya kapsamının birlikte gözetildiği gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir". denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamına göre yargılama sırasında rehin alacaklısı ...'un ve davacı vekilinin rehin bedelini faizsiz olarak sadece ana parasının rehin alacaklısı ...'a ödenmesi yönünde karar talebinde bulunduğu ve rehin alacaklısının da davaya bu sebeple muvafakat verdiğinin ayrıca belirtilmesi karşısında 4721 sayılı TMK'nın 879/1 maddesi gereğince muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehin alacaklarının rızası ile ödenebileceği, TTK'nın 1406.maddesi göz önüne alındığında şartlı muvafakat verilemeyeceği ve şartlı muvafakatin geçerli sayılamayacağı bu durumda da davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın davacının aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece "şartlı muvafakat verilemeyeceği ve şartlı muvafakatin geçerli sayılamayacağı bu durumda da davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın davacının aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine " şeklinde verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığını, zira dava dışı rehin alacaklısı ...'un asla şartlı, eş deyişle koşula bağlı muvafakat verdiğini ifade etmediğini, 4721 sayılı TMK'nın "IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak" başlıklı 879/1 inci maddesinin; "Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir." hükmünü içerdiğini, ancak dava dışı rehin alacaklısı ... ile davacının muvafakat konusunda anlaşmalarının mahkeme kararına derc edilmesini talep etmelerinin şartlı/koşullu muvafakat olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

davalı sigorta şirketi tarafından Kara Araçları Kasko Sigortası Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 879/1 inci maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,92 nci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.