Dava, yersiz ödenen aylığın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; sigortalıya 2477 gün SSK'lı çalışmaları, 197 gün askerlik borçlanması, 989 gün Bağ-Kur sigortalılığı olmak üzere toplam 3663 gün üzerinden 01.10.2005 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığı bağlanmıştır.2006 yılında yapılan inceleme sonucu düzenlenen müfettiş raporuna dayalı olarak, tahsiste esas alınan 1980/1. dönem ila 1984/1. dönem arasındaki 15 dönem için işyerlerine ait Bakırköy Sigorta Müdürlüğü arşivlerindeki dönem bordrolarında davalı isminin yer almadığı, 1982/2. dönemde ise iki defa 90 günlük hizmetin aktarıldığı ancak mükerrer 90 günün yaşlılık aylığı hesabında dikkate alınmadığının belirlenmesi üzerine yaşlılık aylığının iptal edilerek, 01.10.2005-23.07.2006 döneminde ödenen aylıkların borç tahakkuk ettirildiği ve işbu davayla yersiz ödenen aylığın tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, sahte olarak kazandırılan 1386 günden yaşlılık aylığında dikkate alınan 1296 günün aylık bağlanan gün sayısı olan 3663'den çıkarıldığında kalan 2367 günün aylık bağlanmasına yetmediği ve davacının çalışmaların kendisine ait olduğunu ispat edemediği, bu yönde dava açmadığı, davalının bilgisi dışında kendisine sahte hizmet kazandırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davalı sigortalı yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden ise davacının takipten sarfınazar etmesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmişse de; Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 79. maddesinde; “ Kanunen sarahat olmadıkça hiç kimse kendi lehine olan davayı ikameye veya hakkını talebe icbar olunamaz.” denilmiştir. Aynı şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24. maddesinin 2. fıkrasında da, “Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.” hükmü yer almakta olup, Mahkemece davalının iptal edilen çalışmalara ilişkin dava açmamasına ilişkin gerekçesi isabetsizdir.
Mahkemece öncelikle, iptal edilen işyerlerine ilişkin dönem bordroları ve bilgiler davacı Kurumdan celbedilerek, davalının belirtilen işyerlerinde çalışıp çalışmadığı yönünde beyanına başvurulmalı, ceza dosyası bulunup bulunmadığı davacı Kurumdan sorularak celbedilmeli, gerekirse bordro tanıkları dinlenmeli ve tüm deliller birlikte yeniden incelenip değerlendirilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan ... avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'e iadesine, 07.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.