Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin esası ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Takibe konu menfi tespit davasına ilişkin kararın kesinleşmeden takibe konulmasına yönelik şikayetinin reddine ilişkin karar İİK.nun 363/1. maddesi uyarınca temyizi kabildir. Bu nedenle, Dinar İcra Mahkemesinin 21.06.2012 tarihli 2012/40 E., 2012/52 K. ... temyiz talebinin reddine dair ek kararın kaldırılmasına oybirliğiyle karar verilip mahkemenin 22.05.2012 tarihli aynı ... kararına yönelik alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Menfi tespit ilamları, İcra ve İflas Kanununun 72/5.maddesi karşısında kesinleşmeden takibe konulamaz. İlam bir bütün olup, ilamda yer alan eklentiler de aynı kurala tabidir. İlamda yer alan tüm alacak kalemlerinin, ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği belirgin olmakla, ilam kesinleşmeden eklentilerin de ayrıca takibe konu edilmeleri söz konusu olamaz.
Diğer bir anlatımla; borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı menfi tespit davası sonunda alınan ilam, yargılama gideri ve tazminata ilişkin bölümleri, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümü ile bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilamın esas hakkındaki hükmü kesinleşmeden vekalet ücreti ve icra inkar tazminatına ilişkin hüküm bölümü ayrıca infaz ve icra takibine konu edilemez. (HGK. 05.10.2005 tarih ve 12-534 2005/554 ... kararı)
Somut olayda, Dinar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/22 Esas 2011/256 ... 26.07.2011 tarihli menfi tespit kararının takip talebine ekli 19.Hukuk Dairesinin 13.02.2012 gün 2011/15376 Esas 2012/2008 Karar ... onama kararının olması nedeniyle kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamadığından mahkemece bu yönde araştırma yapılarak yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 07.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.