Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2011 tarih ve 2007/1332-2011/2231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yedi yıldır hesabı bulunduğu davalı bankaya duyduğu güven nedeniyle 3.250,00 TL'nı, 1999 yılı Eylül - Ekim ayı içerisinde elden davalı Banka çalışanı olan diğer davalı ...'e repo yapılması amacıyla teslim ettiğini, repo faizini de en son 07.04.2000 tarihinde aldığını, ancak müvekkilinin Banka müfettişi tarafından aranması ile, davalı ...'in zimmet suçu işlediğinin öğrenildiğini, Ekim 2000 tarihinde müvekkilince davalı bankadan parasının ödenmesini istemişse de bugüne kadar bir ödemenin yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.250,00 TL maddi tazminatın 07.04.2000 tarihinden itibaren işleyecek repo faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan teftiş sonucu davacının 369,00 TL zarara uğradığının tespit edildiğini ve 09.10.2000 tarihinde bu paranın davacıya ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında bulunan güvene dayalı ilişki nedeniyle, davacının davalı Banka çalışanı diğer davalı ...'e Eylül-Ekim 1999 tarihinde 3.250,00 TL'nı teslim ederek repoda değerlendirilmesini talep ettiği, ancak davalı ...'in teslim edilen parayı zimmetine geçirdiği, anılan davalının Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/307 Esas sayılı dosyası ile alınan beyanı ile bu durumun teyit edildiği, davaya konu alacak aynı zamanda cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklandığından, ceza zamanaşımına tabi olduğu ve bu sürenin de dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı itirazı kabul edilmeyerek, davanın kabulü ile 3.250,00 TL'nin 07.04.2000 tarihinden itibaren işleyecek davalı Banka'nın uyguladığı repo faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Banka vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı banka vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, somut uyuşmazlıkta davacı tarafından, hesabından usulsüz olarak çekilen paranın tahsili istenildiğine göre, paranın usulsüz olarak çekildiği tarih olan 07.04.2000 tarihinden itibaren dava konusu alacağın avans faiziyle birlikte tahsili gerektiği halde mahkemece, hüküm altına alınan alacağın repo faiziyle tahsiline karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekirse de, anılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı banka vekili ile davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünün, birinci bendinin ikinci fıkrasında yer alan “... repo faiziyle ...” kelimelerinin hükümden çıkartılmasına, yerine “... avans faiziyle ...” kelimelerinin yazılmasına, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...'e iadesine, 07.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.