B O Z M A Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre;
1. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2010 tarihli ve 2010/49 Esas, 2010/359 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık ... yönünden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2010 tarihli ve 2010/49 Esas, 2010/359 Karar sayılı kararının sanık ... müdafii, sanık ... ve sanık ... tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.03.2017 tarihli ve 2017/4441 Esas, 2017/8107 Karar sayılı kararı ile, ... sanıkların eylemlerinin, tüm dosya kapsamından Emniyet Müdürlüğü'nün maddi varlığı olan sürücü belgesinin kullanılması suretiyle işlendiğinden, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle” dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek vasıfta hataya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, ... nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2018 tarihli ve 2017/180 Esas, 2018/100 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık ... yönünden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar karar verilmiştir.
Sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği; sanığın beraati yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, keza ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin belirtilmediğine, TCK'nın 35,39 ve 168. maddeleri ile CMK'nın 231. maddelerinin uygulanmamasının ve zararın meydana gelmemesinin adli para cezası hesabında dikkate alınmamasının hukuka ve yasaya aykırı olduğuna, tekerrüre esas alınan dosyanın af kapsamına girdiğine ve cezanın tümüyle ortadan kalktığına, kararın bozulmasına,
Sanık ... ve müdafiinin temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına,
Sanık ...'in temyiz isteği; cezanın çok takdir edilmesine, sabıkasız oluşunun nazara alınmamasına, belirtilen ve re'sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına, ilişkindir.
1. Sanıkların, aynı suç işleme kararı kapsamında, katılanlar ... ... ve ...'ün yetkilisi oldukları kargo şirketinden, kendisini ... olarak tanıtan ve katılan ...'nin kimlik bilgileri ile sahte olarak düzenlenen sürücü belgesini kullanan temyiz dışı sanık ... ...tarafından teslim alınan kumaş ve elbiseden oluşan malları İstanbul'a götürmek üzere anlaştıkları, ancak söz konusu malları İzmir'e götürürken yapılan ihbar ve şikayet üzerine kolluk görevlileri tarafından yakalandıkları, bu şekilde üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanıkların aşamalardaki inkara yönelik savunmalarına dosya kapsamı karşısında itibar edilmediği anlaşılmıştır.
3. Yapılan yargılama neticesinde sanıklar hakkında gerekçeleri açıklanarak alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenen cezadan takdiri indirim yapılmış, şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmamıştır.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ...'in sübuta, ceza miktarına ve lehe hükümlerin uygulanmamasına yönelik temyizleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ...'in yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. a. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, kazanılmış hakka ilişkin uygulama maddesinin 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi yerine aynı sayılı Kanun'un 310/1 maddesi olarak gösterilmesi,
b. Sanık ... hakkında kurulan hükümde, tekerrür uygulamasına esas alınan sanığın Menemen Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.09.2007 tarihli ve 2003/140 Esas, 2007/325 Karar sayılı kararı ile 372,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün karar tarihi itibarıyla tekerrüre esas alınamayacağının, adli sicil kaydına göre sanığın tekerrüre esas olabilecek başkaca mahkumiyetinin de bulunmadığının gözetilmemesi dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2018 tarihli ve 2017/180 Esas, 2018/100 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının kazanılmış hakka ilişkin ilgili bentlerinden "mülga CMUK 310/1" ibarelerinin çıkarılarak yerine "mülga CMUK 326/son" ibarelerinin eklenmesi ve sanık ... yönünden hüküm fıkrasının ikinci bendinden tekerrür uygulamasına ilişkin fıkranın tamamen çıkarılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.03.2024 tarihinde karar verildi.