HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkında eksik cezaya hükmedilmesine, suçun işleniş biçimi ve olay örgüsü birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, katılan kurum lehine iki kez vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık ...'ın temyiz sebepleri; yabancı ülke vatandaşı olduğundan üzerine atılı eylemin suç olduğunu bilmediğine, cezanın fazla olduğuna ve inceleme sırasında rastlanacak sair hususlar gözetilerek hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Oyuncakçı olarak faaliyet gösteren iş yerinde kaçak sigara satıldığı istihbaratı üzerine vergi kaydı bulunmayan bahse konu yerin görevlilerce 30.06.2015 tarihinde yapılan kontrolü esnasında, suça sürüklenen çocuk ...'in iş yerinde hazır bulunduğu, tezgâh üzerinde görünür vaziyette muhtelif markalarda kaçak sigaraların bulunduğu, ardından suça sürüklenen çocuğun iş yerindeki çekmeceler ve bodrum kattaki geri kalan sigaraları rızaen teslim etmek suretiyle toplamda 848 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği, suça sürüklenen çocuğun beyanına istinaden iş yerinin sahibi olduğu şüphesiyle sanık ... hakkında soruşturmaya başlanıldığı anlaşılmıştır.

Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk hakkında bu eyleme yönelik olarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davas açılmıştır.

Oyuncakçı olarak faaliyet gösteren aynı iş yerinde kaçak sigara satıldığı ihbarı üzerine usulüne uygun biçimde alınan arama kararı üzerine 06.08.2015 tarihinde yapılan aramada, sanıklar ..., ... ve hakkındaki kamu davası tefrik edilen ...'ın hazır bulunduğu, tezgâh masasının çekmecesinde, tezgâhın altındaki gizli bölmede, iş yerinin arkasında bulunan çekmecedeki gizli bölmede giriş kapısının arkasında asılı duran poşette 311 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanıklar ..., ... ve ... hakkında bu eyleme yönelik olarak 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

Kolluk görevlilerince 30.08.2015 tarihinde pazar yerinde yapılan kontroller esnasında, sanık ...'ın tezgâh açarak sigara sattığının görülmesi üzerine uhdesinden muhtelif markalarda 152 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık ... hakkında bu eyleme yönelik olarak 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Kolluk görevlilerince 06.12.2015 tarihinde pazar yerinde yapılan kontroller esnasında, sanık ...'ın tezgâh açarak sigara sattığının görülmesi üzerine uhdesinden muhtelif markalarda 117 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık ... hakkında bu eyleme yönelik olarak 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

İstihbarati çalışmalar kapsamında, kargo vasıtasıyla uyuşturucu madde temin edileceği ve gönderiyi teslim alacak Irak uyruklu kimsenin eşgali belirlenerek kargo şubesi önünde beklenildiği esnada, eşgali elde edilen bilgilere uygun olan sanık ...'ın kargo şubesinden teslim aldığı 5 adet çuvalı ticari taksiye yüklediği, sonrasında bahse konu araç durdurularak araca dışarıdan bakıldığında kenarı yırtık olan çuvallardan birinde kaçak sigara görülmesi üzerine muhtelif markalarda 367 karton kaçak sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık ... hakkında bu eyleme yönelik olarak 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık ...'ın savunmalarında; üzerine atılı suçları ikrar ettiği belirlenmekle 30.06.2015 ve 06.08.2015 tarihinde suça konu iş yerinde ele geçirilen sigaralara yönelik olarak açılan kamu davaları kapsamında 10.06.2015 tarihinde söz konusu iş yerini diğer sanık ...'den devraldığını, 30.06.2015 tarihinde iş yerinde geçici süreliğine bulunamayacağından buraya bakmak üzere sanık ...'den birini bulmasını rica ettiğini, sanık ...'in de suça sürüklenen çocuk ... Tekin'i iş yerine emaneten bakmak üzere yönlendirdiğini, 06.08.2015 tarihli eylemle ilgili olarak da iş yerini devralması nedeniyle diğer sanık ...'in alacağını almak üzere iş yerine geldiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

Sanık ... savunmalarında; 10.06.2015 tarihinde bahse konu iş yerini diğer sanık ...'a devrettiğini, üzerine atılı 30.06.2015 tarihli eyleme yönelik olarak iş yerini devrettiği diğer sanığın geçici olarak iş yerinde bulunamayacağından geçici olarak iş yerine bakmak üzere birini bulmasını rica etmesi üzerine suça sürüklenen çocuk ...'in yönlendirdiğini, suça sürüklenen çocuğun iş yerini devrettiğini bilmediğini, 06.08.2015 tarihli eylemle ilgili olarak da iş yerine devir nedeniyle alacağını almak üzere gittiği esnada arama yapıldığını beyan etmiştir.

Suça sürüklenen çocuk ... savunmalarında; diğer sanık ...'in kendisine suça konu eşyaların ele geçtiği iş yerine emaneten bakmasını rica ettiğini, iş yerinde kimseye kaçak sigara satmadığını, sigaraların yakalandığı gün ...'in iş yerini devrettiğini kendisine söylemediğini, iş yerinin ...'e ait olduğunu bildiğini beyan etmiştir.

A. Katılan ... İdaresi Vekilinin, Suça Sürüklenen Çocuk ... ve Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükümlerine İlişkin Temyiz İsteği Yönünden
Suça sürüklenen çocuğun yargılama konusu eylemi için, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delaletiyle 3/5-10-22. maddeleri gereği belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-(d) bendi, 67/4. maddesi ve 66/2. maddesi gereği 10 yıllık olağan, 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşıldığından tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşme düşüncesine iştirak edilmemiştir.

1.Dosya kapsamına göre, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...'e atılı 30.06.2015 tarihli eylem yönünden, iş yerinde icra edilmek üzere mahkemece verilmiş bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama kararının da bulunmadığı, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez." hükmü ve yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206/2-a, 217/2, 230/1. maddeleri de hukuka uygun surette elde edilen delillerin

kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında, hiçbir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken delil değerlendirilmesi yapılarak mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığı şeklindeki gerekçe ile beraat kararı verilmiş ise de neticesi itibarıyla hükmün doğru olduğu anlaşılmıştır.

2....'e atılı 06.08.2015 tarihli eylem yönünden, arama sırasında iş yerinde bulunan sanık ...'in alacağını almak için maksadıyla iş yerine gelmesi, bahse konu iş yerini suç tarihinden önce sanık ...'a devrettiğini savunması, bu savunmanın ... tarafından teyit edilmesi, iş yerinin dışarıdan görülmeyen kısımlarından kaçak sigaraların ele geçirilmesi karşısında sanık ...'in suça iştirak ettiğini gösteren mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı nazara alınarak sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B.Katılan ... İdaresi Vekili ve Sanık ...'ın Anılan Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükümlerine İlişkin Temyiz İstekleri Yönünden
Sanık ...'ın ayrıntıları gerekçede anlatılan suçları savunmasında ikrar etmesi ve tüm dosya kapsamına göre sanık ...'ın eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle, anılan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

1.Sanık ...'a atılı eylemlere yönelik olarak ana dosya ve birleştilen dosyalar kapsamındaki suç tarihlerinin 06.08.2015,30.08.2015,06.12.2015 ve 15.12.2015 olduğu, iddianame düzenleme tarihlerinin ise sırasıyla 07.09.2015,16.09.2015,11.12.2015,15.01.2016 olduğu, 11.12.2015 tarihli iddianame ile 15.12.2015 tarihli eylemin hukukî kesintiye uğradığı nazara alındığında; 06.12.2015 ve 15.12.2015 tarihli eylemler bakımından ayrı ayrı; 06.08.2015 ve 30.08.2015 tarihli eylemlerin ise zincirleme suç olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken iddianamenin kabulü tarihi ile hukukî kesintinin gerçekleştiği şeklindeki yanılgılı düşünce ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.

A. Katılan ... İdaresi Vekilinin, Suça Sürüklenen Çocuk ... ve Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükümlerine İlişkin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Katılan ... İdaresi Vekili ve Sanık ...'ın Anılan Sanık Hakkındaki Mahkûmiyet Hükümlerine İlişkin Temyiz İstekleri Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.