HÜKÜMLER: Beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/309 Esas, 2015/74 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık ...'ın suça konu senedi hukuka aykırı şekilde elinde bulundurduğuna, dosya kapsamı itibarıyla sanıkların iştirak halinde hareket ederek üzerlerine atılı suçu işlediklerinin sabit olduğuna, beraat kararının bozulmasına ilişkindir.

Katılan ... ile sanıklardan ... arasında ortaklık ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda katılan tarafından imzalanarak yaptıkları inşaat işlerinde taşeronluk yapan...Turizm yetkilisine teslim edilmek üzere sanık ...'a verilen senedin, sanık ... tarafından doldurulduktan sonra cirolanarak sanık ...'na verildiği, sözkonusu senedin sanık ... tarafından icra takibine konu edildiği, bu şekilde sanıkların, katılan tarafından sanık ...'a verilen senedi, veriliş amacına aykırı olarak kullanmak suretiyle üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia olunan olayda; yapılan yargılama neticesinde, katılan tarafından imzalanıp bedel kısmı da yazı ile yazıldıktan sonra diğer kısımları sanık ... tarafından doldurulan senede ilişkin olarak, taraflar arasındaki ihtilafın açığa imzanın kötüye kullanılması kapsamında değerlendilmesi halinde, bu hususun yazılı delille ispatlanması gerektiği; dolandırıcılık suçu yönünden, senedin hile yolu ile katılandan alındığına dair dosyada delil bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın hukuki nitelikte olduğu, dosya kapsamı itibarıyla sanıklara isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı kabulü ile beraatlerine ilişkin inceleme konusu hükümlerin verildiği anlaşılmıştır.

1. Dosya kapsamı itibarıyla, sanıkların katılanı aldatmaya yönelik bir fiillerinin olmadığı ve suça konu senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesine yönelik katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin de reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/309 Esas, 2015/74 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.03.2024 tarihinde karar verildi.