B O Z M A Ü Z E R İ N E

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mersin 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2012 tarihli ve 2009/179 Esas, 2012/456 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.

2. Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2012 tarihli ve 2009/179 Esas, 2012/456 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin kararı ile:"...Taraflar arasında kereste satışı yönünde anlaşma sağlandığı anda keşide edilen çekleri sanıkların teslim almalarına karşın kerestelerin tesliminin olanaksız olduğunu bilmelerine rağmen, haksız menfaat temin etmek amacıyla hakaret ettikleri, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeyerek, yazılı şekilde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu.." belirtilerek hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2017/13 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Sanık ... müdafii tarafından; nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek hüküm temyiz edilmiştir.

2. Sanık ... müdafii tarafından; taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğu, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı ve verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek hüküm temyiz edilmiştir.

3. Sanık ... müdafii tarafından; dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğu belirtilerek hüküm temyiz edilmiştir.

1. Sanıklar ... ve ...'nun Mersin İlinde kereste ticareti ile uğraştıkları, katılan ... ile kereste satımı hususunda anlaştıkları, katılanın sanıklara 25.12.2006 vade tarihli ve 15.000,00 TL tutarlı ve yine diğeri 25.01.2007 vade tarihli ve 20.000,00 TL tutarlı çekleri verdiği, ancak sanıkların keresteleri teslim etmedikleri ve iş yerini kapattıkları, bu sırada sanıklar henüz vadesi gelmeyen 25.01.2007 tarihli çeki sanık ...'e ciro ettikleri ve sanığın Özgür Aziz'in de çek vadesini beklemeden katılan hakkında Mersin 3. İcra Dairesinin 2006/7384 Esas sayılı dosya ile icra takibi başlattığı bu suretle sanıkların üzerine atılı suçu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

2. Bozma üzerine Mahkemece yapılan yargılama ile sanıkların üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Sanıkların eyleminin bir kamu kurumu olan icra dairesi araç olarak kullanıldığı cihetle aynı zamanda 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Sanıklar savunmaları, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri yerinde olmadığından mahkeme hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.03.2024 tarihinde karar verildi.